Kültür-Turizm

Sağlık, eğitim, mağazin-yaşam, kültür-sanat haberleri

Kadınların Siyasete Katılımında İlerleme Hala Sınırlı

Her yıl Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) ve Parlamentolar Arası Birlik (IPU) tarafından hazırlanan “Siyasette Kadın” haritasının 2025 yılı nüshası[1] yayımlandı.

Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) ve Parlamentolar Arası Birlik (IPU) tarafından hazırlanan “Siyasette Kadın 2025” haritası yayımlandı. Dünya genelinde kadınların siyasi liderlik pozisyonlarında temsili artmaya devam etse de, eşitliğe giden yolda ilerlemenin yavaşlığı ve yaşanan gerilemeler somut önlemler alınması gerekliliğini ortaya koyuyor.

Verilere göre küresel eşitsizlikler hâlâ derin

Harita, siyaset alanındaki eşitsizlikleri çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Haritaya göre, 1 Ocak 2025 itibarıyla dünya genelinde;

  • Parlamentolardaki kadın milletvekili oranı çok küçük bir artış göstererek yüzde 27.2’ye çıktı. Geçen yıl bu oran yüzde 27’ydi.
  • Buna karşın bakanlık pozisyonlarında görev alan kadınların oranı geçtiğimiz yıla oranla yüzde 0.4 düşüş göstererek yüzde 22.9’a geriledi.
  • Bakanlık pozisyonlarında cinsiyet eşitliğini sağlayan yalnızca 9 ülke bulunuyor (Nikaragua, Finlandiya, İzlanda, Lihtenştayn, Estonya, Andorra, Şili, İspanya ve Birleşik Krallık). Bu rakam geçtiğimi yıl 15’ti.
  • Devlet başkanı kadın olan ülkelerin oranı yüzde 11.9.
  • Hükümet başkanı kadın olan ülkelerin oranı yüzde 8.3.

Mevcut hızda ilerlendiği takdirde, karar alma mekanizmalarında toplumsal cinsiyet eşitliğine ulaşmak 130 yılımızı alacak.

Avrupa ve Kuzey Amerika’da kadın bakanların oranı %31.4, Latin Amerika ve Karayipler’de %30.4 düzeyindeyken, Orta ve Güney Asya (%9) ile Pasifik Adaları (%10.2) kadınların en az temsil edildiği bölgeler olarak dikkat çekiyor.

Bakanlık görevlerinin dağılımı da toplumsal cinsiyet normlarının devam ettiğine işaret ediyor. Kadınlar hâlâ ağırlıklı olarak toplumsal cinsiyet eşitliği, insan hakları ve sosyal işler gibi alanlarda görevlendiriliyor. Dışişleri, maliye ve vergi işleri, içişleri ve savunma gibi en kritik politika belirleyici alanlarda ise hala erkekler söz sahibi konumda.

Kadınlar, Latin Amerika ve Karayipler’deki parlamento koltuklarının %36’sını, Avrupa ve Kuzey Amerika’da ise %33’ünü elinde bulunduruyor. Sahra Altı Afrika’da bu oran %27 iken; bunu Doğu ve Güneydoğu Asya %23,5, Okyanusya %20, Kuzey Afrika ve Batı Asya %19 ve Orta ve Güney Asya ise %17 ile takip ediyor.

UN Women İcra Direktörü Sima Bahous, “Pekin Deklarasyonu ve Eylem Platformu’nun kabulünün üzerinden 30 yıl geçmesine rağmen, siyasi liderlikte toplumsal cinsiyet eşitliği taahhüdü hâlâ gerçekleşmiş değil. Üstelik yalnızca ilerleme yavaş değil, aynı zamanda geriye gidiş de söz konusu. Nüfusun yarısının karar alma süreçlerinden sistematik olarak dışlandığı bir dünyayı kabul edemeyiz. Çözümleri biliyoruz: kotalar, seçim reformları ve sistematik engelleri kaldırmak için siyasi irade. Kadınların karar alma mekanizmalarında eşit yer alabilmesi için artık yarım kalan önlemlerle yetinme zamanı geçti. Hükümetlerin şimdi harekete geçmesi gerekiyor,” dedi.​

IPU Başkanı Tulia Ackson, “Kadınların parlamentodaki temsiline ilişkin ilerlemenin, önemli seçimlerin yaşandığı bir yılın ardından dahi yavaş olması son derece endişe verici. Küresel düzeydeki eşitsizlik, dünyanın bazı bölgelerinde siyasette toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamada sistematik bir başarısızlığa işaret ediyor. Bu engelleri ortadan kaldırmak ve kadınların siyasette eşit biçimde temsil edilmesini sağlamak için artık kararlı adımlar atmanın zamanı geldi. Sağlıklı bir demokrasi ancak bu şekilde mümkün,” ifadelerini kullandı.

IPU Genel Sekreteri Martin Chungong ise, “Siyasi liderlikte toplumsal cinsiyet eşitliğine ulaşmada yaşanan duraksama, hepimiz için uyarıcı bir eylem çağrısıdır. Bu süreci hızlandırmak, erkeklerin aktif katılımını ve desteğini gerektiriyor. Engelleri birlikte aşmak ve kadınların liderlik rollerinde eşit biçimde temsil edilmesini sağlamak, daha kapsayıcı ve güçlü bir demokrasinin inşası için hepimizin ortak sorumluluğudur,” şeklinde konuştu.

“Siyasette Kadın 2025” haritasına göre Türkiye’deki durum

2025 yılı verilerine göre, Türkiye’de kadınların siyasete katılımı konusunda ilerlemeler yaşansa da, oranlar hâlâ olması gereken düzeyin oldukça gerisinde. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) kadın milletvekillerinin oranı %19.9. Bu oran, dünya ortalaması olan %27.2’nin belirgin şekilde altında kalıyor. Ocak 2025 itibarıyla 593 milletvekilinden 118’i kadın iken, Türkiye bu oranla, kadın milletvekili temsili açısından 192 ülke arasında 126. sırada yer alıyor.

Türkiye’de kabinedeki 17 bakandan yalnızca biri kadın. Bu oran, dünya genelindeki %22.9’luk ortalamanın % 74 altında kalıyor.

Eşit ve tam katılım için geçici özel önlemler şart

UN Women Türkiye’nin 2021 tarihli “Kadınların Siyasete Katılımında Geçici Özel Önlemler” belgesinde de vurgulandığı üzere, yasal cinsiyet kotaları, fermuar (alternatif sıralama) sistemleri, adaylık ve kampanya süreçlerinde kadınlara sağlanacak finansal destekler ve kadınlara yönelik kapasite geliştirme programları gibi belirli hedefi olan önlemler ile kadınların siyasal yaşama eşit katılımının önündeki yapısal engellerin aşılması mümkün.

Bu önlemler kadınların listelerde yalnızca yer almasını değil seçilebilir sıralaraa yerleştirilmesini da garanti altına alıyor ve hayati önem taşıyor. Ayrıca, kadın adayların seçim kampanyalarında karşılaştığı ekonomik engellerin aşılması için finansal destek mekanizmaları kurulması, kadınların siyasete tam ve eşit katılımını teşvik eden farkındalık kampanyaları ve liderlik eğitimleri de eşitliğe giden yolda atılabilecek diğer somut adımlardan bazıları.

Kadınların siyasete tam ve eşit katılımı sadece bir hak değil, her alanda eşitliğin anahtarı

Mart 2025 tarihinde New York’ta gerçekleştirilen Kadının Statüsü Komisyonu 69. Oturumu’nda sunulan “Siyasette Kadın 2025” haritası, Pekin Deklarasyonu ve Eylem Platformu’nun 30. yılında, sadece söylemlerin değil, somut eylemlerin zamanının geldiğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Kadınların siyasete tam ve eşit katılımı, tüm kadınlar ve kız çocukları için daha güçlü demokrasi, daha adil politikalar ve daha sürdürülebilir çözümler anlamına geliyor.

Novartis Türkiye’den Acil İhtiyaç Projesi Vakfı iş birliğiyle Hatay’a anlamlı destek 

Novartis Türkiye, Acil İhtiyaç Projesi Vakfı iş birliğiyle gerçekleştirilen proje kapsamında deprem bölgesi Hatay’da bulunan ilköğretim okulunda eğitim alan çocukların giyim ve okul malzemesi ihtiyaçlarını karşıladı.

Belirlenen ihtiyaç listesi kapsamında, Novartis Türkiye çalışanlarının projeye gönüllü katılımıyla tedarik edilen malzemeler 18 Mart 2025 Salı günü okula gerçekleştirilen ziyaretle öğrencilere teslim edildi.

Novartis Türkiye Ülke Başkanı Natacha Theytaz ve Acil İhtiyaç Projesi Vakfı Genel Müdürü Ebru Gültekin’in de aralarında bulunduğu Novartis Türkiye ekibi, Antakya’ya giderek çocuklarla buluştu.

Novartis Türkiye sosyal sorumluluk ve gönüllülük esasına dayalı çalışmaları çerçevesinde ve 2023 yılına yaşanan büyük deprem felaketinin ikinci yıl dönümünde, AİP (Acil İhtiyaç Projesi Vakfı) ile anlamlı bir iş birliğine imza attı.

İş birliği çerçevesinde 35 yıllık bir sivil toplum kuruluşu deneyimine sahip olan AİP Vakfı, Hatay’da bulunan bir ilköğretim okulunda eğitim alan 178 öğrencinin çeşitli ihtiyaçlarının tespit edilmesine aracı oldu. Belirlenen ihtiyaçlar Novartis Türkiye ve gönüllü olan Novartis Türkiye çalışanları tarafından tedarik edildi. Novartis Türkiye ve AİP temsilcileri, 18 Mart 2025 Salı günü Hatay Antakya’da bulunan okula gerçekleştirdiği ziyaretle tüm malzemeleri öğrencilere dağıttı.

Natacha Theytaz: “Eğitim, Sürdürülebilir Geleceğin Temelidir”

Novartis Türkiye Ülke Başkanı Natacha Theytaz, ziyarette şu görüşleri dile getirdi: “İnsanların yaşamlarını iyileştirmek için çalışırken, topluma fayda sağlamayı da önceliklerimiz arasında görüyoruz. 6 Şubat 2023’te meydana gelen ve 11 ilimizi etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremlerin yaralarını sarmak için ilk günden bu yana desteğimizi sürdürüyoruz. Depremin hemen ardından bölgedeki yardım çalışmalarına yönelik nakdi destek sağlayıp ilaç bağışında bulunduktan sonra, dünya çapındaki tüm çalışanlarımızın katılımıyla iş birliği içinde olduğumuz kâr amacı gütmeyen kuruluşlar aracılığıyla bir yardım kampanyası düzenledik ve toplanan bağışa eş değer bir katkı sağlayarak desteğimizi artırdık; şimdi ise Novartis Türkiye olarak bölgedeki eğitim ihtiyaçlarına odaklanıyoruz. Eğitim bizim için sürdürülebilir bir geleceğin temel taşı ve bu alanda destek sağlamaya büyük önem veriyoruz. Yıkıcı depremlerin ardından eğitimlerine devam etmeye çalışan çocuklara destek olabilmek bizim için büyük bir mutluluk kaynağı. Bu projenin bir parçası olmak, sosyal sorumluluk anlayışımızın ve topluma değer katma tutkumuzun bir yansımasıdır. Gönüllü katkılarıyla projeye hayat veren tüm Novartis çalışanlarına ve değerli iş ortağımız Acil İhtiyaç Projesi Vakfı’na teşekkür ederim.”

Acil İhtiyaç Projesi Vakfı (AİP) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ebru Nurluoğlu, ise konuyla ilgili şunları söyledi: “AİP Vakfı olarak, 6 Şubat 2023 de gerçekleşen yıkıcı depremlerin ardından, hiç vakit kaybetmeden tüm kaynaklarımızı seferber ettik ve depremden zarar gören insanlarımızın temel ihtiyaçlarını karşılamaya odaklandık. O ilk günden bugüne de desteğimizi sürdürmeye devam ediyoruz. İnsanlarımızın acılarını hafifletebilmek, ihtiyaçlarına çözüm bulabilmek, yüzlerini güldürebilmek için canla başla çalışıyoruz. Deprem bölgelerine yönelik sürdürülebilir çalışmalarımız çerçevesinde, geleceğimizin teminatı çocuklarımızın eğitimlerine devam edebilmeleri için ihtiyaçlarını karşılamak da bizim için çok önemli. Bunun için deprem bölgelerini sıklıkla ziyaret ediyor, çocukların ihtiyaçlarını tespit ediyor, sonra da onlara ihtiyaç duydukları, hayal ettikleri malzemeleri teslim ediyoruz. Bütün bu çalışmaları gerçekleştirirken, bizimle aynı bakış açısında olan kurumsal şirketlerin desteği ile ilerlemek bizi daha etkin ve güçlü kılıyor. Bu anlamda, Novartis Türkiye ile çok anlamlı bir iş birliği gerçekleştirdik. Hatay’da bulunan bir ilköğretim okulunda eğitim alan 178 öğrencinin çeşitli ihtiyaçlarının tespit ettik ve Novartis’in desteğiyle çocuklara hediyelerini teslim ettik. Novartis Türkiye Ülke Başkanı Natacha Theytaz ve Novartis Türkiye Kurumsal İletişim ve Hasta İlişkileri Direktörü Merve Tekin başta olmak üzere, destekleri ve yakın ilgileri için tüm Novartis çalışanlarına bir kez daha teşekkür ederim. Bu tarz iş birlikleri ile deprem bölgelerinde bundan sonra da daha fazla insana dokunabilmeyi, insanlarımızın hayallerini gerçekleştirebilmeyi diliyorum.”

Pfizer, Hacettepe Üniversitesi ve Türkiye Romatoloji Derneği iş birliğiyle “Klinik Araştırmalar Eğitim Programı” gerçekleştirildi
Türkiye’nin ilaç Ar-Ge’sinde küresel anlamda gücünün artırılması için Pfizer’den Hacettepe Üniversitesi ve Türkiye Romatoloji Derneği ile “Klinik Araştırma Eğitim Programı”
Pfizer’den Sağlık Bakanlığı onaylı 39. “Klinik Araştırma Eğitim Programı”
Pfizer 39. “Klinik Araştırma Eğitim Programı” ile Türkiye’de Yüksek Kalite Standardında Araştırmaların Yapılabilmesine Katkıda Bulunmaya Devam Ediyor
Pfizer Türkiye, T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun (TİTCK) onayı, Hacettepe Üniversitesi ve Türkiye Romatoloji Derneği iş birliği ile sağlık mesleği mensuplarına yönelik 39. Klinik Araştırmalar Eğitim Programı’nı 15 Mart Cumartesi günü gerçekleştirdi. Program sonunda yapılan sınavla katılımcılara Klinik Araştırmalar Eğitimi Başarı Belgesi verildi.
Pfizer Türkiye, 2000 yılından bu yana Türkiye’nin birçok farklı ilinde üniversiteler ve akademisyenlerin iş birliğiyle ve Sağlık Bakanlığı onayıyla 39 klinik araştırma eğitim programı gerçekleştirdi. Bugüne kadar 3500’ün üzerinde araştırmacıya klinik araştırmalar eğitimi veren Pfizer Türkiye, Klinik Araştırma Eğitim Programları ve Ar-Ge iş birliği projeleriyle, ülkemizin ilaç Ar-Ge’sinde küresel anlamda gücünü artırıyor. Aynı zamanda Türkiye’de yüksek kalite standartlarında araştırmaların yapılabilmesi, ülkemizde bilim ortamının gelişmesi ve bilim insanlarımızın uluslararası alanda en üst seviyelerde yer bulabilmesi için fırsatlar oluşturmaya devam etmeyi hedefliyor.
Atölyeler, anket ve soru-cevap seansları ile interaktif bir şekilde gerçekleştirilen etkinlikte; Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türkiye Romatoloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sedat Kiraz ile Pfizer Klinik Araştırmalar Türkiye, Rusya, Kuzey Afrika ve Orta Doğu Klinik Araştırmalar Bölge Kıdemli Direktörü Dr. Gökhan Duman açılış konuşmalarını yaptı.  Etkinlikte alanında uzman isimler tarafından şu başlıklarda sunumlar  gerçekleştirildi: İlaç Ar-Ge’si, Türkiye’de ve Dünya’da Klinik Araştırmalara Bakış’, ‘Klinik Araştırmalarda Etik, Helsinki Bildirgesi ve IKU’, ‘Klinik Araştırmalara Hukuki Yaklaşım ve KVKK’, ‘Klinik Araştırmalarda Yöntemler’, ‘Klinik Araştırmalarda Tasarım’, ‘Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu (BGOF)’, ‘Klinik Araştırmalarda Güvenlilik’, ‘Gerçek Yaşam Verileri’, ‘Klinik Araştırmalar ve Yapay Zeka’, ‘Neden Araştırmacı Olmalıyım?’ ve ‘Klinik Araştırmalarda Kalite ve Kontrol Yöntemleri’.
Etkinlik, ‘Hasta Dahil Etme ve Dışlama Kriterleri’ atölyesi, ‘Klinik Araştırmalarda Taraflar ve Sorumlulukları’ paneli ve ardından gerçekleştirilen sınav ve geri bildirim anketi ile sona erdi.
Etkinlikte açılış konuşmasını yapan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türkiye Romatoloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sedat Kiraz: “Akademik kariyerin en önemli gerekliliklerinden biri bilimsel yayın yapmaktır ve bu süreçte klinik araştırmalar büyük rol oynar. Araştırmaların yüksek kaliteli ve standartlara uygun olması, yayınların niteliği ve akademik kariyer açısından büyük önem taşır. Klinik araştırmalar modern tıbbın ilerlemesi için gerekli, hatta hayati öneme haiz olan çalışmalardır. Klinik araştırmalar aynı zamanda daha sağlıklı bir yaşamın temel taşlarından biridir. Klinik araştırmalarda güvenilirliğin sağlanması, hasta haklarının korunması ve etik kurallara uyumlu olunması büyük önem taşıyor ve bunun için de süreçlerin standartlaştırılması gerekiyor. Bugün burada romatoloji, dermatoloji, enfeksiyon, hematoloji, onkoloji ve kardiyoloji gibi birçok farklı branştan katılımcılarla gerçekleştirdiğimiz “Klinik Araştırmalar Eğitim Programı”, bu standardizasyonun sağlanmasına önemli bir katkı sunuyor. Pfizer Türkiye tarafından gerçekleştirilen bu program bundan sonra yapacağımız klinik araştırmalara katılım açısından önemli. Çevrim içi olarak düzenlenen, son eğitim programımıza koşulsuz destek vererek gerçekleşmesini sağlayan Pfizer Türkiye’ye teşekkür ederiz” dedi.
Etkinlikte açılış konuşması yapan Pfizer Klinik Araştırmalar Türkiye, Rusya, Kuzey Afrika ve Orta Doğu Klinik Araştırmalar Bölge Kıdemli Direktörü Dr. Gökhan Duman: “Pfizer olarak, 176 yıldır hastaların hayatını değiştiren çığır açan yenilikler misyonuyla, Pfizer Türkiye olarak ise, 1957’den bu yana, küresel bilim ve bilgi ağı ile Türkiye’nin bilimsel birikimi arasında bir köprü olarak çalışıyoruz. Klinik araştırmalar; hastalarımızın yenilikçi ilaç ve tedavilere erişimini sağlarken, Türkiye’deki bilim ortamının gelişmesine ve bilim insanlarımızın küresel ilaç Ar-Ge süreçlerinde daha etkin roller üstlenmesine katkıda bulunuyor. 300 milyar ABD doları seviyelerinde olan yıllık küresel ilaç Ar-Ge yatırımının ve klinik araştırmaların yaklaşık %65’i ABD ve Avrupa ülkelerinde gerçekleşiyor. Türkiye ise bugün endüstri sponsorlu aktif klinik araştırma sayısı açısından dünya genelinde 20. sırada yer alıyor. Bu tablo, ülkemizin potansiyelini henüz tam anlamıyla ortaya koyamadığını gösterse de son yıllarda bu sıralamada hızla yükseliyor olmamız umut verici bir gelişme.
Pfizer Türkiye olarak, ülkemizde ilaç Ar-Ge’sinin gelişmesine katkı sağlamak amacıyla birçok destek ve iş birliği projesi hayata geçiriyoruz. Klinik Araştırmalar Eğitim Programı”nı 25 yıldır Türkiye’nin dört bir yanında bilim insanlarına yönelik olarak düzenledik ve bugün bu eğitimlerimizin 39.sunu gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz. Şimdiye kadar 3.500’den fazla araştırmacının eğitimine katkıda bulunduk. Önümüzdeki yıllarda da bu eğitim programıyla Türkiye’de ilaç Ar-Ge’sinin, bilim ortamının gelişmesine ve yüksek kalite standartlarında araştırmaların yapılabilmesine katkıda bulunmaya devam edeceğiz.”
Pfizer Klinik Araştırmalar Merkez Operasyonları Direktörü Meral Duru konuyla ilgili şunları söyledi: “Klinik araştırmalar, yenilikçi tedavilerin hastalara erken ulaşmasını sağlarken, bilimsel altyapının güçlenmesine ve araştırmacı hekimlerin mesleki gelişimine de önemli katkılar sunar. Bugün, Hacettepe Üniversitesi ve Türkiye Romatoloji Derneği iş birliği ve T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun onayı ile gerçekleştirdiğimiz “Klinik Araştırmalar Eğitim Programı” sayesinde ülkemizde araştırma kültürünün gelişmesini, araştırmacı sayısının yükselmesini ve bu doğrultuda araştırmaların artmasını hedefliyoruz” dedi.

Davut Güleç

Gazeteci, televizyoncu, Uzman polis-adliye muhabiri, Spor yazarı, TEMA’cı, Kızılay’cı, Dağcı, Trekkingci, Alp disiplini kayak milli hakemi, Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri il temsilcisi, Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın sözcüsü, Kayseri Spor Adamları Derneği yönetim kurulu üyesi, Kent Güvenlik konseyi üyesi, Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi mezunu ----- Davut Güleç Kimdir ? -----

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.