
Dünya Su Günü, açıklama, etkinlik ve uyarılar
Dünya Su Günü
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Dünya su günü nedeniyle görüntülü basın açıklaması yaptı.
“İklim değişikliği nedeniyle 2030 yılından sonra su fakiri ülkeler arasında yer alacağımız öngörülüyor” diyen Bayraktar, modern sulama sitemlerinin artırılması için üreticilere verilen teşvik ve kredilerin acilen artırılması çağrısında bulundu.
Bayraktar, açıklamasına şöyle devam etti;
“Birleşmiş Milletler öncülüğünde her yıl farklı bir temayla kutlanan Dünya Su Günü’nün bu yıl ki teması ‘Buzulların Korunması’ olarak belirlendi. Su, yeryüzünde yaşayan insanların kendi yaşamları için olduğu kadar gelecek nesiller için de koruması gereken kıt bir kaynaktır.
Suyun gelecek nesillere zarar görmeden aktarılması hem bir gereklilik hem de gelecek nesillerin temel hakkıdır. Bu yüzden su kaynaklarının geliştirilmesinde temel yaklaşım çevresel, sosyal ve ekonomik sürdürülebilirlik olmalıdır.”
“Suyumuz azalıyor etkin kullanım şart”
“Dünyada en fazla su, tarım sektöründe kullanılıyor. Dünyada nüfus artışına paralel olarak artan gıda ihtiyacıyla birlikte tarımsal su ihtiyacı da artıyor. Evsel ve sanayi sektörlerinde de talebin artmasıyla sektörler arasında su rekabeti oluşuyor.
İklim değişikliğinin etkisinin her geçen gün daha da hissedilir olduğu günümüzde sınırlı su kaynaklarımızın, tüm sektörlerde çevreyle uyumlu bir şekilde etkin kullanılması gerekiyor.
Ülkemizde teknik ve ekonomik açıdan sulanabilir arazi miktarı 8,5 milyon hektardır. Fakat gelişen teknoloji ve ekonomik koşullar doğrultusunda bu alanın kesin olmayan tahminlere göre 10,5 milyon hektara çıkacağı tahmin ediliyor.
Mevcut durumda ülkemiz genelinde brüt 7,2 milyon hektar alan sulamaya açılmıştır. Sulama randımanı yüzde 52, sulama oranı ise yüzde 69 seviyesinde olup geriye kalan 1,3 milyon hektarın da sulamaya açılması ve sulama oranı ile randımanının artırılması büyük önem taşıyor. Gereken sulama tesislerinin bir an önce inşa edilmesi, gıda ihtiyacının karşılanması yanında tarımda çalışan nüfusun hayat standartlarının yükseltilmesi amacıyla da önemlidir.
Ülkemizin yer altı ve yüzey sularıyla ile birlikte yılda toplam 112 milyar metreküp tüketilebilir su potansiyeli bulunuyor. Su potansiyelimizin yüzde 77’sini yani 44 milyar metreküpü tarımsal sulama olmak üzere yıllık toplamda 57 milyar metreküpü kullanıyoruz.
Geriye kalan yüzde 23’lük kısım ise sanayi ve içme-kullanma suyu olarak değerlendiriliyor. Diğer taraftan ekonomik olarak sulanabilir tarım arazisinin artmasıyla birlikte ilave olarak 2 milyon hektar tarım arazisine daha sulama alt yapısı götürülmesine ihtiyaç duyulacağı öngörülüyor.
Buda mevcut durumda suyumuzu daha fazla tasarruflu kullanarak daha fazla tarım alanı için kullanmamız gerektiğini gösteriyor.”
“İklim değişikliği nedeniyle 2030 yılından sonra su fakiri ülkeler arasında yer alacağımız öngörülüyor”
“İklim değişikliği, şüphesiz ki yağış rejiminde değişikliğe, doğal afetlere, sıcaklık artışına ve kuraklığa neden oluyor. İklim değişikliğinin su kaynakları üzerine etkileri sonucu miktar ve kalite bakımından yeterli suya erişimin zorlaşacağı da bilinen bir gerçektir.
Ülkemiz, Akdeniz Havzası’nda olması sebebiyle iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkeler arasında yer alıyor. Bunun yanı sıra nüfus artışıyla birlikte 1308 metreküp olan kişi başı su kullanım potansiyeli yıllar itibariyle azalıyor.
2030 yılına kadar beklenen iklim değişikliği nedeniyle su kullanım potansiyelinin 1000 metreküpün altına düşmesi sonucu su fakiri olabiliriz. Gerekli tedbirler şimdiden alınmazsa 2030 yılından sonra bitkisel ve hayvansal üretimin sürdürülebilirliği konusunda sıkıntılar yaşayabiliriz.
İklim değişikliğinin olumsuz etkilerini doğrudan en fazla hisseden tarım sektörüdür. Tüm bu hususlar bir araya geldiğinde ekim-dikim ve hasat tarihlerinde kaymalara, ürünün kalitesine, verimine ve bitkinin daha fazla su tüketimine etki ediyor. Kısacası bu durum çiftçilerimizin kar oranını azaltıyor.
Ülkemizin su zengini olmadığı gerçeğiyle, nüfus artışı, tarımda ve diğer alanlarda suyun bilinçsizce kullanımı gibi faktörlerin su kaynakları üzerindeki olumsuz etkileri düşünüldüğünde gelecek nesillere temiz ve yeterli suyun bırakılabilmesi için doğal kaynaklarımızın korunması ve doğru kullanılmasının önemi göz ardı edilemez.”
“Suyun kamu malı olduğu gerçeğinden hareketle korunması ve tasarrufuna azami riayet edilmesi olmazsa olmazdır”
“Başta İç Anadolu Bölgesi olmak üzere, Ege ve Çukurova Bölgesiyle birlikte ülkemizin birçok bölgesinde sulama suyu sorunu bulunuyor. Suyun kamu malı olduğu gerçeğinden hareketle korunması ve tasarrufuna azami riayet edilmesi gerekiyor.
Sulama Birlikleri barajların yeterince dolu olmaması nedeniyle sulama rotasyon programlarında değişikliklere giderek önlem almaya çalışıyor. Bunun en son örneğini Aydın ve Denizli’de Valilik kararlarında ve Sulama Birliklerinin çiftçilerimize yapmış olduğu bildirilerde görüyoruz. Alınan kararla tarım arazilerinin yüzde 50’sine su verilecek. Ancak alınan bu kararlar ekim-dikimden önce çiftçilerimize duyurulmalı ve alınan karara göre çiftçilerimiz planlama yapmalıydı.
Üretim planlamasına göre Çiftçi Kayıt Sisteminde mısır, pamuk gibi su tüketimi fazla olan ürün ekeceğini bildiren çiftçilerimiz hazırlıklarını buna göre yaptı. Su verilmemesi halinde çiftçilerimiz bu durumdan ciddi zarar görecektir. Özellikle pamukta son birkaç yıldır umduğu fiyatı bulamayan çiftçilerimizin zararı daha çok olacaktır. Bu durumda zarar gören çiftçilerimizin banka borçları ertelenmeli ve zararın telafisi için ilave destek verilmedir.”
“Su kullanım hizmet bedeli desteklenmelidir”
“Tarımsal sulamada su kısıtlamaları çiftçilerimizin gelirini azaltıyor. Bu durum, tarımsal üretimde destekler artırılarak telafi edilebilir. İklim değişikliğine bağlı olarak sıcaklıkların artması bitkide su ihtiyacını artırıyor. Hem su ihtiyacının artması hem sulama ücretlerindeki yüzde 100’lere varan oranlarda ki artış hem de elektrik ve mazot fiyatlarında ki artış tarımsal üretimde sulu tarımı cazip olmaktan çıkarıyor.
Tarımsal üretimde sürdürülebilirliği sağlamak için elinden gelenin fazlasını yapan çiftçilerimiz, girdi maliyetlerinin yüksekliği karşısında düşük bir kar oranıyla geçimini sağlıyor.
2023 yılında olduğu gibi bu yılda tarımsal sulama amaçlı su kullanım hizmet bedeli yüzde 50 indirimle desteklenmeli ve çiftçilerimizin maliyet kalemi düşürülmelidir.”
“Modern sulama sitemlerinin artırılması için teşvik ve krediler acilen artırılmalıdır”
“Dünya nüfusu her yıl Türkiye nüfusu kadar yani ortalama yüzde 1,1 oranında artıyor. Dolayısıyla tarımsal üretim de artmak zorundadır. Bu artış tarımda sürdürülebilirliği sağlamak açısından en az kaynak ve girdi tüketimiyle, düşük maliyetlerle, doğaya en az zararla gerçekleştirilmelidir. Bunun için alışıla gelmiş üretim tekniklerinden uzaklaşarak modern üretim teknolojilerine geçilmesi ve bunlara uygun araçların kullanılması gerekiyor.
Bitkide verim kaybına ve toprakta tuzlanmaya neden olan vahşi sulama yöntemlerini bırakmalıyız. Bu tür sulamalar hem sulama maliyetini artırıyor hem de yarar getirmiyor. Ancak artan maliyetler karşısında çiftçilerimizin ekonomik zorluk çekmesi modern sulama sistemlerine geçişini de zorluyor.
Çiftçilerimize su tasarrufu sağlayan modern sulama sitemlerine geçilmesini artırmak amacıyla teşvik ve krediler acilen artırılmalıdır. Çiftçilerimizin modern sulama yöntemlerini etkin kullanmasını sağlamak için tüm imkânlarımızı zorlamalıyız. Stratejik meta haline gelen suda, özellikle de tarımsal sulamada tasarrufa gidilmelidir.
Konya Ovası Projesi, Güneydoğu Anadolu Projesi, Doğu Karadeniz Projesi ve Doğu Anadolu Projesi gibi projeler biran önce tamamlanmalıdır. Ayrıca eski ve atıl vaziyette olan kanal ve kanaletlerin yenilenerek sulama randımanı ve oranı artırılmalıdır.”
BÜYÜKKILIÇ’TAN ‘DÜNYA SU GÜNÜ’ AÇIKLAMASI: “SUYUMUZA SAHİP ÇIKMALIYIZ”
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Kayseri Su ve Kanalizasyon İdaresi (KASKİ) Genel Müdürlüğü’nün kent genelinde su kaynaklarının bilinçli tüketilmesine ve geliştirilmesine yönelik önemli projelere imza attığını belirterek, “İçme suyunu gelecek nesillere temiz, sağlıklı ve yeterli düzeyde aktarmak için suyumuza hep birlikte sahip çıkmalıyız” dedi.
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, ‘22 Mart Dünya Su Günü’ dolayısıyla yaptığı açıklamasında, dünya nüfusunun artması, küresel ısınmaya bağlı iklim değişiklikleri ve yeraltı kaynaklarının kirlenmesiyle birlikte suyun her geçen gün dünya nüfusunu karşılayamayacak boyutlara ulaştığına dikkat çekti.
Yeraltı ve yerüstü kaynaklarının her zamankinden daha fazla korunmasına ve su israfının önlenmesinde küçük büyük, genç yaşlı herkese büyük görev düştüğüne dikkat çeken Başkan Büyükkılıç, şunları kaydetti:
“Daha yaşanabilir bir dünya için sorumluluğumuzun farkına varmamız gerekiyor. Biz KASKİ olarak sürekli şekilde yaşam kaynağımız olan suyun önemi, korunması, tasarruf tedbirleri üzerine çeşitli organizasyonlar düzenleyerek kaynaklarımızın korunması ve mevcut imkânların geliştirilmesi noktasında farkındalık sağlamaya çalışıyoruz. Gelecek nesillerin su tasarrufu alışkanlığı kazanmalarını sağlamak için kent genelindeki okullarımızı ziyaret ederek öğrencilerimize eğitici faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Ama herkese ayrı ayrı birey olarak sorumluluk düşüyor. Bu yüzden canlı yaşamı için olmazsa olmaz niteliğindeki suyumuza sahip çıkmalıyız. Gelin hep birlikte suyumuzu koruyalım, geleceğimize sahip çıkalım.”
“KASKİ’miz ile Suyumuzun Değerini Biliyoruz”
KASKİ sayesinde Kayseri genelindeki içme suyu ile atık suların en iyi şekilde değerlendirildiğini dile getiren Başkan Büyükkılıç, sondaj kuyularından, kayıp kaçakların önlenmesine, su analiz çalışmalarından, atık sudan ekonomiye katkı sağlanmasına kadar söz konusu bazı çalışmalar hakkında bilgiler aktardı.
KASKİ’nin mevcut kaynakların korunması, kayıp kaçak önleme, yağmur ve kar sularını kazanma, sondaj kuyuları, terfi merkezleri, kuyu binaları, su analiz çalışmaları, atık sudan ekonomiye yapılan katkı gibi alanında dikkat çeken projelere imza attığını belirten Başkan Büyükkılıç faaliyetler hakkında bilgiler aktardı.
“Memba Kalitesinde İçme Suyu İletiyoruz”
Başkan Büyükkılıç, “Kayseri genelinde içme suyunu hanelere en temiz ve en sağlıklı şekilde ulaştırmaya gayret ediyoruz. KASKİ’mize ait su analizleri laboratuvarlarında 2024 yılında 8 bin 776 içme suyu numunesinde 140 bin 555 parametrenin analizi yapılarak, içme suyu tesislerinde yapılan klor ölçümlerine ek olarak şebekede 3 bin 516 serbest klor ölçümü yapıldı. Bu nedenle sürekli kontrol altında şebekeye verilen sağlıklı ve güvenilir içme suyu gönül rahatlığı ile tüketilebilir” dedi.
“987 Milyon 888 Bin TL’lik İçme Suyu Hattı İmalatı”
Verdiği bilgilerde, “Kayseri’mizin genelinde su kaynaklarının bilinçli tüketilmesine ve geliştirilmesine yönelik önemli içme suyu projelerine imza attık. Bu kapsamda geçtiğimiz yıl Kayseri genelinde 987 milyon 888 bin TL maliyet ile 515 bin 647 metre içme suyu hattı imalatı gerçekleştirdik. Su iletim seviyesini daha da güçlü hale getirmek için 2024 yılında toplam maliyeti 43 milyon 768 bin TL olan 23 adet içme suyu sondaj kuyusu açarak, 24 milyon 274 bin TL maliyet ile 26 adet içme suyu deposu inşa ettik” diyen Büyükkılıç, kayıp kaçak konusunda da bilgiler paylaştı.
“70 Milyon TL’lik Su Kayıp Kaçağı Önlendi”
Açıklamasında, “Tabi ki yeni kaynaklar üretirken mevcut kaynaklarımızı korumayı da ihmal etmedik” diyen Başkan Büyükkılıç, “Bu kapsamda geçtiğimiz yıl içme suyunda 70 milyon TL değerinde 2 milyon 600 bin metreküp kayıp kaçak önlenerek ekonomiye önemli bir katkı sağlandı. Diğer yandan ‘yağmur hasadı’ projelerimize hız kesmeden devam ederek, yağmur ve eriyen kar sularını yer altı sularına kazandırdık” ifadelerinde bulundu.
“Hem Çevreye, Hem Ekonomiye Destek Oluyoruz”
Hem insanı hem de çevreyi gözeten bir anlayış ile içme suyu ihtiyacını en kaliteli şekilde karşılarken, kirli suları da çevreye zarar vermeden arıttıklarını ifade eden Başkan Büyükkılıç sözlerini şu şekilde tamamladı:
“KASKİ’miz bünyesinde işletmesi yapılan 31 adet konvansiyonel ve 49 adet Doğal Atıksu Arıtma Tesisi’nde 2024 yılında 71 milyon 300 bin metreküp atık su arıtıldı. Diğer yandan ‘Kayseri İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’mizde birincil çamurundan 2,8 milyon metreküp biyogaz üretilmiş, üretilen biyogazın jeneratörlerde yakılması ile de ekonomik değeri 21 milyon TL olan elektrik enerjisi elde edildi. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre bırakmak için böyle tesislerin sayısını arttırmak için yatırımlarımız devam edecek. Bu vesile ile ‘22 Mart Dünya Su Günü’nün, tüm canlıların ortak yaşamsal kaynağı olan suyun korunmasına, bilinçli ve duyarlı şekilde kullanılmasına vesile olmasını diliyorum.”
Sürdürülebilir gelecek için su yönetimi şart
22 Mart Dünya Su Günü kapsamında, küresel su krizine dikkat çekmek ve farkındalık yaratmak amacıyla açıklamada bulunan SmartS Mühendislik Kurucusu ve Genel Müdürü Altuğ Bilgiç, modern mühendislik çözümleri ile su kaynaklarının korunabileceğini vurguluyor. Yeniden Mühendislik çalışmaları sürdüren şirket, su döngüsünde kullanılan pompaların verimliliğini yüzde 10- yüzde 50 oranında artırarak sürdürülebilir bir yaklaşım sunuyor.
Su, yaşamın temel kaynağı olmasına rağmen, iklim değişikliği, nüfus artışı ve yanlış kullanım gibi faktörler nedeniyle giderek azalan bir kaynak haline geldi. Dünya üzerindeki suyun sadece yüzde 2,5’i içme, tarım ve ekosistemlerin sürdürülmesi için gerekli olan tatlı sudan oluşuyor. Ancak bu tatlı suyun büyük bir kısmı -yaklaşık yüzde 68,7’si- buzullarda ve buz örtülerinde hapsolmuş durumda. Yaklaşık yüzde 30’u yeraltı suyu, geriye kalan yüzde 1’den az kısım ise nehirlerde, göllerde ve atmosferde bulunuyor. Dünyadaki toplam su kaynağına kıyasla çok küçük bir miktar olan bu oran, ekosistemin en değerli kaynağını korumanın önemini bir kez daha hatırlatıyor.
Bugün, dünya çapında milyonlarca insan temiz suya erişimde zorluk çekerken, sanayi, tarım ve ekosistemler de su kıtlığından olumsuz etkileniyor. Bu nedenle, 22 Mart Dünya Su Günü, su kaynaklarının korunması ve verimli kullanımına yönelik farkındalığın artırılması açısından büyük önem taşıyor. Tatlı su kaynaklarının sürdürülebilir bir şekilde yönetilmesi, yalnızca bugünün değil, geleceğin de en büyük gündem maddelerinden biri olarak öne çıkıyor.
Avrupa Çevre Ajansı’nın (EEA) 2024 raporuna göre, su kıtlığı riski, Avrupa kıtasının topraklarının yüzde 20’sini ve nüfusunun yüzde 30’unu etkiliyor. Artan su talebi ve su kaynaklarının azalması, ekonomik ve sosyal açıdan ciddi riskler doğuruyor. Su kaynaklarının tükenmesi, tarımsal üretimi olumsuz etkilerken, sanayi ve enerji üretiminde de aksamalara yol açıyor. Bu durum, suyun verimli ve sürdürülebilir yönetimini de zorunlu hale getiriyor.
Gelecek 100 yılın kaderini belirleyecek olan suyun gerçek anlamda sürdürülebilirliğini sağlamak için başta büyük endüstriler olmak üzere herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini kaydeden SmartS Mühendislik Kurucusu ve Genel Müdürü Altuğ Bilgiç, su arıtmanın kritik rolüne dikkat çekerek şunları söylüyor:
Tatlı su kaynaklarının tükenmesi, sürdürülebilir olmayan uygulamalar ve çevresel değişikliklerin birleşimiyle giderek daha büyük bir tehdit haline geliyor. Yeraltı sularının aşırı pompalanması, tarım, sanayi ve kentsel gelişim için ihtiyaç duyulan suyun doğal yenilenme hızından daha hızlı tüketilmesine neden oluyor. Buna ek olarak, sanayi atıkları, tarımsal kimyasallar ve arıtılmamış kanalizasyon gibi kirleticiler, nehirleri, gölleri ve yeraltı sularını kirleterek tatlı su kaynaklarını kullanılamaz hale getiriyor.
Ormanların azalması ve habitat tahribatı, su döngülerini bozarak toprağın suyu tutma ve arıtma kapasitesini azaltırken, iklim değişikliği de tatlı su kaynaklarını tehdit eden önemli bir faktör olarak öne çıkıyor. Artan sıcaklıklar kuraklıklara yol açarken, yağış düzenlerindeki değişiklikler bazı bölgelerde su kıtlığına neden oluyor. Ayrıca, tatlı su rezervi olarak işlev gören buzulların erimesi de su kaynaklarının azalmasını tetikliyor. Kentleşme ve nüfus artışı da su kaynakları üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor. Büyüyen şehirler su talebini artırırken, doğal alanların beton ve asfaltla kaplanması, yeraltı sularının yenilenmesini engelliyor. Tarım sektörü ise küresel ölçekte en büyük tatlı su kullanıcısı olup, verimsiz sulama yöntemleri ve su tüketimi yüksek mahsuller nedeniyle ciddi miktarda su israfına yol açıyor.
Bunun yanı sıra, büyük baraj projeleri nehirlerin doğal akışını değiştirerek suyun aşağı havzalara ulaşmasını zorlaştırıyor ve ekosistem dengesini bozuyor. İstilacı bitkiler ve hayvanlar da tatlı su ekosistemlerini tehdit eden bir diğer unsur olarak öne çıkıyor; bu türler, su kaynaklarını aşırı tüketerek veya su kalitesini olumsuz etkileyerek yerel ekosistemleri tahrip edebiliyor.
Tüm bu faktörler bir araya geldiğinde, tatlı su kaynaklarının hızla tükenmesine ve küresel ölçekte su krizi riskinin artmasına neden oluyor.
Su arıtma, tatlı su kaynaklarını korumada ve genişletmede kritik bir rol oynuyor
Arıtma tesisleri, kirlenmiş suyu zararlı bakterilerden, kimyasallardan ve diğer kirleticilerden arındırarak güvenli hale getiriyor. Böylece nehirler, göller ve yeraltı suları gibi kaynaklar, temiz su teminine katkıda bulunmaya devam ediyor. Bunun yanı sıra, arıtılmış atık suyun geri dönüştürülmesi ve yeniden kullanımı, özellikle sulama ve sanayi gibi alanlarda su tüketimini azaltarak doğal tatlı su kaynakları üzerindeki baskıyı hafifletiyor. Bu süreç, su kıtlığını önlemeye yardımcı olurken ekosistemleri de koruyor. Arıtılmış suyun doğal sistemlere geri salınması, su habitatlarının sağlığını destekleyerek çevresel sürdürülebilirliği güçlendiriyor. Özellikle su kıtlığının yaşandığı bölgelerde ve kentsel alanlarda, su arıtma sistemleri hayati önem taşıyor.
Su kıtlığıyla mücadelede en önemli gelişim alanları; su tüketiminin daha verimli ve ekonomik hale getirilmesi ile kullanılan suyun arıtılarak yeniden kullanıma kazandırılması olarak değerlendiriliyor.
Su yönetiminde kritik bir rol üstlenen pompalar, küresel enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 10’unu oluşturmakla birlikte sürdürülebilirlik alanında oldukça önemli bir etkiye sahip. Su kıtlığıyla mücadelede kritik role sahip temiz su ve atık su arıtma tesislerindeki en büyük enerji tüketicilerden biri olan pompaların verimliliklerinin artırılması da enerji maliyetlerini önemli ölçüde düşürüyor.
Su döngüsü içinde çalışan pompaların birçoğu maalesef optimumun altında verimlilik seviyelerinde çalışıyor ve gerekenden daha fazla güç tüketiyor. Yeniden mühendislik çalışmalarıyla pompaların verimliliği yüzde 10’dan yüzde 50’ye varan oranlarda artırılabiliyor. Verimsiz pompaları yenileriyle değiştirerek hem gereksiz üretim enerjisi hem de doğal kaynakların fazladan tüketilmesi yerine, yeniden mühendislik ile mevcut pompaların verimliliklerinin küçük değişikliklerle artırılması mümkün. Bu da daha az enerji tüketerek daha fazla temiz su kaynağı elde etmek ve sürdürülebilir su döngüsü sağlamak demek.
KASKİ ‘DÜNYA SU GÜNÜ’NDE MİNİKLERE SU BİLİNCİNİ AŞILADI
Kayseri Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (KASKİ) Genel Müdürlüğü’nce ’22 Mart Dünya Su Günü’ dolayısıyla Nermin Eminoğlu Anaokulu öğrencileri ile bir araya gelerek suyun tasarruflu ve bilinçli kullanımına ilişkin eğitim verildi.
Su kaynaklarının korunması ve su tasarrufu konusunda toplumun her kesimini bilgilendirme amacıyla eğitici faaliyetlerine devam eden Kayseri Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü, ’22 Mart Dünya Su Günü’nde su tasarrufunu anlatmak ve çocuklara su bilinci aşılamak için Nermin Eminoğlu Anaokulu’nda anlamlı bir etkinlik gerçekleştirdi.
KASKİ Genel Müdürü Yavuz Çağan, okul idarecileri, öğretmenler ve öğrencilerin katıldığı program kapsamında miniklere suyun canlı hayatındaki etkisi, bilinçli su tüketimi, su kaynaklarının korunması, suyun evlere ulaşma serüveni, su tasarrufu, gibi konularda bilgi verildi.
KASKİ Genel Müdürü Yavuz Çağan, suyun tasarruflu kullanımının gelecekteki canlı yaşamı için büyük önem arz ettiğine değinerek, miniklere tavsiyelerde bulundu.
Daha sonda evlerde, okullarda, işyerlerinde ve hayatın her alanında israf etmeden bilinçli su tüketmenin önemi anlatıldı. Suyun tasarruflu kullanımı, hayatın devamlılığı, suyun israf edilmemesi ve bilinçli tüketilmesi konularında animasyon filmleri izleyen minikler keyifli dakikalar geçirirken suyun bilinçli kullanılması ve tasarrufuna ilişkin de bilgi edindi. Ayrıca eğitim programının sonunda çeşitli hediyeler verilerek minikler ‘Su gönüllüsü’ oldular.