Çok eşlilik üzerine (3)
DAVUT GÜLEÇ
GAZETECİ
davutgulec@hotmail.com
İŞTE “HAREM”ZADELER VE ÇOK EŞLİLİK (!)
Eren Erdem (Odatv.com 27.05.2011 02:42-Alıntı )
1.Ayette geçen ‘’ittika’’ sözcüğü, meallerde korkma olarak çevrilir. Esas manası takvalı olmaktır. Ve pasajda takvanın koşulu; ‘’adalet/eşit bölüştürme’’ olarak belirginleştirilir. Yani, bir insan bu ayet çerçevesinde, adalet dışına çıkacak bir işe tabi olursa, takva dairesinin dışına çıkar.
Pasajın devamında, adalet vurgusu ‘’akrabalara yönelik’’ bir hal alır. Yani, akrabadan sakınma vurgusu, cinsel değildir. Pasajın temel vurgusu zaten bu değildir! Pasajın vurgusu; ‘’adalet/eşit bölüştürme’’dir. Akrabalardan sakının diyerek, onlara adil davranın gibi bir mantık üretilir.
Klasik meallerde, ‘’yetimler ile evlendiğinizde’’ olarak çevrilen 2. ayette geçen ‘’yetama’’ ifadesi, salt anlamda ‘’yetimler’’ manasına gelir. Hiçbir surette evlilik ile ilgili bir bahis yoktur.
Bu vurgu; yapılan bir işe işaret eder. Yani, birileri; yetimlerin mallarıyla kendi mallarını karıştırmaktadır. Ancak, belirsiz olan (lam’ı tarif) kavrama baktığımızda şu mana ortaya çıkar.
-Hali hazırda bazı erkekler, yetim anneleri ile evlenmiş. Yetimlerin malları ile kendi mallarını karıştırmıştır. Yani, hali hazırda bu geleneğin var olduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır.
Bu yetimler, Bedir ve Uhut savaşında babası şehit olan çocuklar olduğu gibi, kabile seferlerinde ölenler de olabilir.
Ve pasajın adalet vurgusu icabı; evlendiğiniz kadınların yetimleri ile ‘’sizden olan çocuklar arasındaki adalet/eşit bölüştürme’’ ve yetimlerin kendi mallarını kendilerine verme manası çıkar.
Ayetin devamında ki ‘’en-nisai/kadınlar’’ ifadesi, ‘’el’’ yetama ifadesi ile perçinlenir. Belirsiz olan kavram, böylece belirli hale gelir. Yani, ikişer, üçer, dörde nikahlanacak olanlar; yetime bakmakla yükümlü olan kadınlardır. (Anneleri, teyzeleri, halaları…vs.)
” مثنىmesna”, ” ثلاثsülase” ve ” رباعrüba”sayı sıfatları ile geçen, ikişer üçer, dörder olarak nikahlama vurgusu; hiçbir surette ‘’okuyan kişi muhatap alınarak ifade edilmez.’’
Bu ayetten; ikinciyi, üçüncüyü, dördüncüyü nikahlayın manası çıkmamakla birlikte; üleştirme sayı sıfatları ile kullanılan bu ayetten şu anlam çıkmaktadır;
Bu kadınları(yetime bakmakla yükümlü kadınları), kendi özelliklerine uygun erkeklerle, ikişer, üçer, dörder halde nikahlayın. Yani, onları evlendirin! İkişerli, üçerli, dörderli gruplar halinde evlendirin.
Bu durumu süreci göz önüne alarak incelersek durum iyice belirginleşecektir.
Erkekler ölmüştür, bekar erkekler mevcuttur. Kadınlar ortada kalmıştır. Bir an önce birilerinin el atıp, toplu nikahlamalar yaparak; bekar erkeklerin öncelikli olarak ‘’yetim yakınları’’ ile evlendirilmeleri gerekmektedir.
Bu bir anlamda ‘’toplu nikahlanma töreni’’ manası gibidir…
Libidosu yükselen herkes bu ayetten ‘’cevaz aldığını iddia ederek’’ çok eşlilikten bahsetmektedir.
Bu durumun imkansızlığının 2. ispatı şudur;
Nisa Suresi 2. ayette; ‘’güç yetirme’’ vurgusu yapılır. Adaleti sağlamaya güç yetirmek biçiminde kalıba sokulan bu kavram; gelecek bütün zamanları kapsar. Yani manası;
Kadınlar arasında adalete asla güç yetiremezsiniz biçimindedir. Dolayısı ile, pasajın ön koşulu olan adalet ve takva gereği; çok eşlilik imkansızdır.
Hatta, bu durumun varlığını meşru görmek; Kuran’ı tahrif etmeye teşebbüs olup, bizzat küfürdür…
Yakın bir tarihte çıkacak olan yeni kitabım ‘’NURjuvazi’’de de belirttim. Tarihsel şirk dini, vahyin dinini ters çevirmek sureti ile yapılanmış ve biçimlenmiştir. Kuran ve Resul kelamını etkisizleştirip, din dairesinin dışına iterek biçimlenen bu ideoloji bugün yeni bir sınıf yarattı;
Nurjuvazi Sınıfı…
Jeep, Villa, Christian Dior marka gözlük, Vakko marka eşarp, Asya Finans hesap cüzdanları, Louis Vitton marka çanta…
Kaynakçı misali göze takılan gözlüklerin ve süslü elbiselerin üzerine sarılan türban, dini yeterlilik haline gelmiştir.
Bu; dindarlık değildir.
Abdestli Kapitalizmin üretmek istediği Nurjuvazi sınıfının belirgin sembolleridir. Ve kenz tabanlı bir sosyo-ekonomik duruşun temsilidir.
Bu duruşun yaygınlaştığı toplumlarda, kara lastikli kızlar, açlıktan ölen bebekler, çocuklarına ekmek veremediği için intihar eden anneler, kredi kartı borcu yüzünden kendisini yakanlar, çalıştığı halde geçinemeyenler, kira mahkumları çoğalır. Ama hiçbiri ‘’toplumsal bir sorun olarak algılanmaz.’’
Ve Elçi şöyle buyurur;
“Gerçekten de bu altın ve gümüş sizden önce gelen ümmeti helak etti. Cimrilik, hırs ve övünmeden kaçınmadığınız takdirde bunlar sizin de helak sebebiniz olur.” (Tırmizi; Zühd 16, Muslim; Zühd 1).