Ekonomi-teknoloji haberleri (18.03.2022)
Kadın ve Erkeğin Alışveriş Tutkusunu Neler Tetikler?
Alışveriş, birçok insan için bir terapi.
Duygusal bir çöküntü ya da stresten dolayı yapılan alışverişlerden sonra pişmanlık duyulması da sıklıkla yaşanan bir durum.
500’ü aşkın sanal mağazadan alışveriş yapan herkese nakit para ödeyen Avantajix.com’un yaptığı araştırma da bu iddiaları kanıtlar nitelikte.
Araştırmada, üyelerin bir kısmına, alışveriş arzularını tetikleyen nedenler ve bu dönemde ne kadar harcama yaptıkları soruldu.
KADINLAR KIRIK KALP MAĞDURU
Ankete yanıt veren kadınların alışverişte en fazla harcamayı, biten bir ilişki, eş ya da erkek arkadaşla yaşanan sert tartışmanın ardından; erkeklerin ise kampanya dönemlerinde yaptıkları ortaya çıktı.
Kadınların kırık kalple çıktıkları alışverişler, kredi kartı limitlerini zorlayıcı boyutlara ulaşabiliyor. Bu ruh haliyle yapılan alışverişlerin ortalaması 500 lirayı aşıyor.
Erkekler ise en fazla indirim ya da kampanya dönemlerinde kendilerini alışveriş yapmak zorunda hissediyorlar. Sosyal medyada görülen bir reklam, bir e-posta bile erkeklerin 400-450 lira aralığında harcama yapmalarına yol açabiliyor.
İndirim ve kampanyalar, kadınlar için de alışverişin dayanılmaz olduğu günler arasında yer alıyor. Kadınlar fiziki ya da online mağazalardan bu günlerde 300-350 liralık alışveriş yapıyor.
KREDİ KARTI HESAP KESİM TARİHİ ALIŞVERİŞ GÜNÜ
Aybaşı ya da artık aybaşının yerine geçen kredi kartı hesap kesim tarihine denk gelen günler de hem kadınların hem de erkeklerin alışveriş arzularını tetikliyor. Kadınlar bu günlerde 250-300, erkekler ise 350-400 liralık alışveriş yapıyorlar.
İşyerinde kötü geçen bir gün sonrası kendisini çarşı, pazara ya da internetteki sanal mağazalara atan kadınlar 200-250 liralık harcama yaparken, kadın kadına çıkılan alışverişlerde de ihtiyaç olmasa da 150-200 liralık bir ürünle eve dönülüyor.
İSTENMEYEN PUAN KAYIPLARI CÜZDANLARI ZORLUYOR
Büyük bir taksitin sona ermesi de erkeklerin alışveriş için kendilerini özgür hissettikleri günlerin başında geliyor. Taksitin son ödemesini yapar yapmaz çıkılan alışverişte kredi kartlarına ortalama 200-250 liralık ekstra yük biniyor.
İşyerinde kötü geçen bir gün, tuttukları takımın istenmeyen puan kayıpları sonrası, özellikle online mağazalarda atılan stres de erkeklerin kredi kartlarını 150-200 lira aralığında hırpalıyor.
ALIŞVERİŞ BİR TERAPİ, ERTESİ GÜNKÜ PİŞMANLIĞI OLMASA…
Anketin sonuçlarını yorumlayan Avantajix.com kurucu ortağı Güçlü Kayral, duyguların baskın olduğu günlerde yapılan alışverişlerin ertesi günü, bütçe aşımından dolayı pişmanlık duyulmasının da sıklıkla yaşanan bir durum olduğunun altını çizerek şunları söyledi:
“Alışverişte suçluluk duymayı engellemenin yollarından biri ürünü en uygun fiyata almaktır. Önce karşılaştırma sitelerinden en ucuz fiyatı bulduktan sonra, indirim kuponu sitelerinden o fiyatı daha da ucuzlatabilir ve en sonunda da Avantajix gibi alışveriş yaptıkça ödül veren siteleri kullanarak alışverişi -değil suçluluk duymak- arkadaşlarına gurur duyarak anlatabilecekleri bir hikâyeye çevirebilir.”
ADEM METAN GENÇ MÜSİAD’IN KONUĞU OLDU
Genç MÜSİAD Kayseri’nin organize ettiği, Kayseri Büyükşehir Belediyesi, Kaymek, Erciyes Üniversitesi, Kayseri Üniversitesi, Abdullah Gül Üniversitesi ve İşletme Ekonomi Kulübü’nün iştirakleriyle, Dijital İçerik Üreticisi Adem Metan, Kayseri’de Seyyid Bilal Kabdan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen söyleşi programına katıldı.
Genç MÜSİAD Kayseri Başkanı Hacı Mustafa Yelkenoğlu açılış konuşmalarında göreve geldikleri günden beri proaktif bir başlangıç yaparak gençliğe yönelik faaliyetlere başladıklarını, Kayseri’de her kesime ulaşıp katma değeri yüksek işler yapacaklarını aktardı.
Adem Metan’ın gençlerle olan interaktif söyleşisi kariyer başlığı altında güncel konulara da değinerek tecrübelerini ve sahadan elde ettiği gözlemleri aktarmasıyla devam etti. Programın sonunda yapılan yarışmayla katılımcılardan dereceye girenlere kitap takdim edildi.
DİJİTAL DÖNÜŞÜM İÇİN İŞ BİRLİĞİ GEREKLİ
Dr. Hüseyin Halıcı, “Türkiye’nin sanayide dijital dönüşüm yol haritasını belirlemesi sürecinde kamu, özel sektör, akademi ve STK’ların iş birliğine ihtiyaç var.” dedi.
Halıcı Group CEO’su ve Toplum 5.0 Akademi Başkanı Dr. Hüseyin Halıcı, TÜYİDER (Tüm Yüzey İşlemler Derneği) resmi yayın organı TÜYİDERGİ’nin Ocak-Şubat 2022 tarihli 2.sayısında “Sanayide Dijital Dönüşüm (Endüstri 4.0) & Toplum 5.0” başlıklı bir yazı kaleme aldı.
“GEÇ KALMAMAK İÇİN BİR AN EVVEL HAREKETE GEÇİLMELİ”
Yazısında dünyada henüz tam anlamıyla uygulanamamasına karşın tüm alanlarda etkisini hissettiren Endüstri 4.0’ın zaman alacak ve zor bir konsept olduğuna değinen Dr. Halıcı, Türkiye’nin her ne kadar emek yoğun bir ülke olsa da Dijitalleşme ve Endüstri 4.0 geçişinin öncelikli olması gerektiğini aksi takdirde geri kalma riskiyle karşı karşıya kalınabileceğine dikkat çekti.
Dr. Halıcı; doğru bir dönüşüm süreci için yapılacak ilk işin hem ülke hem de firma bazında bir yol haritasının oluşturulması, haritada kısa ve uzun vadeli adımların net olarak belirlenmesi gerekliliğini vurguladı.
“İŞ BİRLİĞİNE, ORTAK ÇALIŞMAYA İHTİYACIMIZ VAR”
Türkiye’nin sanayide dijital dönüşüm yol haritasını belirlemesi sürecinde kamu, özel sektör, akademi ve STK’ların iş birliğine ihtiyaç olduğunu ifade eden Dr. Halıcı; insan faktörünün dijitalleşme ve Endüstri 4.0’ın temel taşı olduğunu ifade etti.
Söz konusu yol haritası oluşturulurken Endüstri 4.0’ı kullanmanın yanı sıra üreten ve geliştiren bir ülke olmanın önemine işaret eden Dr. Halıcı, yol haritasında dikkat edilmesi gereken adımları şöyle açıkladı:
•Dünya ile aynı zamanda bu konu ele alınmakta olduğu için kaybedilen hiçbir şey henüz olmayıp, kesinlikle geride kaldık psikolojisine gerek ülke gerek firma düzeyinde girilmemelidir.
•Bakanlık tarafından Sanayide Dijital Dönüşüm (Endüstri 4.0) uyumlu makineler yani katma değeri yüksek makine tiplerinin belirlenerek bu makinelerin imalatlarının desteklenmesi gerekmektedir. İleri teknoloji ürün imalatı / ihracatı yapan şirketlere özel primli kur, faizsiz kredi gibi somut, anında faydalanılabilecek uygulamalar geliştirilmelidir. Hiçbir şekilde katma değeri olmayan Sanayide Dijital Dönüşüm (Endüstri 4.0) uyumuna iştirak etmeyen makinelerin imalatları desteklenmemelidir.
•Firmalarımız geç kaldım, rekabet edemeyeceğim düşüncesiyle Sanayide Dijital Dönüşüm (Endüstri 4.0) adı altında yanlış ve uygun olmayan yatırımları kesinlikle yapmamalıdır. Çünkü henüz tam anlamıyla Sanayide Dijital Dönüşüm (Endüstri 4.0) için çözümü oluşmuş bir sistem yoktur. Bu konuda Sanayide Dijital Dönüşüm (Endüstri 4.0) uygulamaları ile ilgili danışmanlık ve çözüm sunduklarını iddia eden kişi ve şirketlere dikkat etmelidirler. Çünkü beklentilerini karşılama konusunda hayal kırıklığına uğrayabilirler.
•Bir başka detay ise; Sanayide Dijital Dönüşüm (Endüstri 4.0) sürecinde henüz hazır bir çözüm olmadığı gibi, her tesisin her sektörün kendine özgü özellikleri ile orantılı olarak kendine özgü bir çözümü olacaktır. Dolayısıyla iyi bir analiz ile her bir fabrika için Sanayide Dijital Dönüşüm (Endüstri 4.0) a geçiş için durum tespiti yapıldıktan sonra buna uygun çözüm oluşturmalıdır. Aksi halde hazır bir Sanayide Dijital Dönüşüm (Endüstri 4.0) çözümü olmadığından iyi bir analiz yapılmadan alınacak çözüm kesinlikle istenilen bir Sanayide Dijital Dönüşüm (Endüstri 4.0) çözümü ve yatırımı olmayacaktır.
•Sanayide Dijital Dönüşüm (Endüstri 4.0) çözümü talep edildiğinde, istenilen çözümün aşağıdaki üç grupta belirtilen bileşenlerin tamamının sağlanması durumunda doğru çözümün elde edileceği göz ardı edilmemelidir. Bu bileşenlerden birinin eksik olması ve / veya birbiri ile tam uyumlu olarak çalışmaması durumunda doğru çözümün olmadığı bilinmelidir: • Mekanik & Robot • Elektrik & Otomasyon • Bilişim & İletişim & Yapay Zekâ
Söz konusu bileşenlerden birinin eksik olması ya da birbiriyle tam olarak uyumlu çalışmaması halinde doğru çözümün olamayacağını aktaran Dr. Halıcı; bahsi geçen bileşenler dikkate alındığında Endüstri 4.0’ın akıllı sistemlerinin, yapay zeka uygulamalarıyla desteklenerek bir otonomi sistemi olarak görülebileceğini ifade etti.
“TEMELİNDE İNSAN YOKSA EKSİK KALACAKTIR”
Temelinde insan olmayan bir dijital yapının eksik kalacağını vurgulayarak Japonya’nın benimsediği Toplum 5.0 kavramına da değinen Dr. Hüseyin Halıcı; “Çünkü insan faktörünü içine katmadığımız bir sistem, günümüz ve yakın gelecekte kesinlikle sonuç vermeyecek bir çözüm arayışı olacaktır. Hatta yapay zekâ gibi önemli bir olgunun bile tek başına sonuç vermeyeceğini rahatlıkla belirtebiliriz. Çünkü fiziksel ve sıradan yapılacak işleri yapay zekâ temelli dijitalleşme ile çözebilirken, öteki taraftan sofistike ve insancıl işleri de insanların zihinsel iş gücüne günümüz koşullarında hala ihtiyacımız vardır.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin gerek konumu gerekse dinamik, genç nüfusunun avantajlarıyla sanayinin dijital dönüşümüne yatırım yapması, uygulayan ve geliştiren bir ülke olma hedefinden vazgeçmemesi gerektiğinin altını çizen Dr. Halıcı; yazısını kurucusu ve başkanı olduğu Toplum 5.0 Akademi’nin önemini belirterek tamamladı:
“Bu noktadan hareketle Toplum 5.0 Akademi ise; sanayii başta olmak üzere tüm sektörlerin, çalışanların, gençlerin, öğrencilerin, genel olarak toplumun dijital dönüşüme (Toplum 5.0 Kavramına) entegre olmalarına katkı sağlamak amacı ile topluma değer katma vizyonu ile kurulmuştur. Hepimiz, Dijital Dönüşüm & İnsan İş birliği ortak paydasında kısaca Toplum 5.0 yaklaşımında buluşarak yeni bir gelecek kurmalıyız.”
E-Ticaret sektörü için iklim değişikliği kaynaklı tehlikelerin önünü almaya yönelik rehber hazır
İklim değişikliği ve etkileri ile mücadele için acilen eyleme geçilmesi gerekiyor. Bu hedefle yola çıkan Leaders For Climate Action (LFCA)’nin e-ticaret şirketleri için hazırladığı rehberde davranışsal tasarımdan tedarik zinciri, ambalajlama ve nakliyedeki iyileştirmelere kadar tüm faaliyet alanlarını içeren 13’ten fazla iklim eylemi önerisi yer alıyor. Rehber, iklim krizini önleme yöntemlerini örneklemesinin yanı sıra e-ticaret sektöründe kar artışı da sağlıyor!
18 Mart 2021, İSTANBUL – Küresel oyuncuların yanı sıra birçok markanın çevrimiçi olmasıyla en büyük pazarlardan biri haline gelen e-ticaret sektörü, pandeminin de etkisiyle en çok büyüyen sektörler arasında yer aldı. Leaders For Climate Action topluluğu LFCA, iş dünyasında karbon emisyonu azaltımını desteklemek için e-ticaret şirketlerini harekete geçirecek yeni bir projeye imza attı. İklim dostu uygulamaları iş modelinin merkezine oturtmuş şirketler ve LFCA uzmanları tarafından iklim eylemlerini hızlandırmak amacıyla hazırlanan rehber, e-ticaret alanına da faydalar sağlıyor.
Alanında bir ilk olan rehberde 13’ten fazla iklim eylem önerisi var
E-Ticaret İklim Eylem Rehberi’nde yer alan 13’ten fazla iklim eylemi önerisi davranışsal tasarımdan tedarik zinciri, ambalajlama ve nakliyedeki iyileştirmelere kadar tüm faaliyet alanlarını içine alıyor. LFCA’in spesifik bir sektöre yönelik ilk olma özelliğini taşıyan bu iklim eylemi rehberinde öneriler somut iş örnekleri, hazır araçlar ve hesaplayıcılar, adım adım yönergeler ve güncel verilerle destekleniyor.
Daha önce yapılan çevrimiçi tanıtım etkinliğinde net sıfır karbon emisyonuna ulaşabilmek için bütünsel yaklaşımın önemi vurgulanmış, Patagonia, bol.com, Climate Partner, Pack-it-eco, Elaboratum temsilcileri e-ticaret alanında net sıfır emisyona yönelik aldıkları aksiyonları katılımcılarla paylaşmıştı. Etkinlikte Kapsam 3 karbon ayak izinin tamamının haritasını çıkarma, müşterileri iklim dostu davranışlar için motive etme, ambalaj boyutlarını ve malzemelerini optimize etme ve tedarik zinciri uygulamalarını iyleştirme gibi alanlarda hayata geçirdikleri proje örnekleri sunuldu.
İklim değişikliğinin etkilerini azaltabilecek inisiyatifler oluşturmak için eğitimler başladı
LFCA geniş üye ağını harekete geçirmek üzere “Mastermind” grupları oluşturdu ve üyelerinin bu rehber ışığında iklim eylemlerini hayata geçirmesini hedefledi. Oluşturulan “Mastermind” gruplarındaki şirket temsilcileri, şirketlerinde sürdürülebilir inisiyatifleri hayata geçirmek için çalışırken grup çalışması, beyin fırtınası ve özel eğitimlerle beslenen bir ortam içinde edindikleri içgörüleri de paylaşıyor.
Dünya genelinde 1600’den fazla üyesiyle iş birliği ve topluluğun gücüne inanan LFCA, sektörlere özel ikinci projesiyle gelecek projeler için yeşil ışık yakıyor
HAVA TEMİZLEME CİHAZLARINDA YENİ DÖNEM: FOTOKATALİZ TEKNOLOJİSİ
Yeni nesil hava temizleme cihazları üzerine İtalya, Fransa ve Türkiye’de çalışmalarını sürdüren Noor Technology, iç ortamlarda bulunan havanın kalitesini arttırmak üzere yürüttüğü Ar-Ge çalışmalarını hız kesmeden sürdürüyor. En gelişmiş katalitik yüzeylerin formülasyonu için bilimsel ve endüstriyel araştırmalara dayanan Ar-Ge ve Ür-Geç alışmalarını İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa ile iş birliği içerisinde sürdüren Noor Technology, fotokataliz teknolojisini kullanarak, havada ikincil kirlilik yaratmayan temizleme cihazları üretiyor.
Doç. Dr. Sadullah Öztürk, Doç. Dr.Arif Kösemen ve Prof. Dr. İsmail Boz denetimi altında uzman mühendis kadrosu tarafından geliştirilen hava arıtım cihazlarının laboratuvar çalışmaları İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Nanoteknoloji ve Biyoteknoloji Enstitüsü’nde sürdürülüyor.
MİKROP VE BAKTERİLERİN %99’UNDANKURTULMAK MÜMKÜN
İnsanlar zamanlarının %90’ındanfazlasını ev, ofis, araba ya da alışveriş merkezi gibi kapalı ortamlarda geçirmektedir. Günümüzde kötü iç hava kalitesi çevre ve insan sağlığına yönelik en ciddi tehditlerden biri olarak kabul edilmektedir. İç ortamlarda bulunan kirleticilerin seviyesi, tipik bir dış ortam hava sahasından çok daha fazladır .İç hava ortamında bulunan sentetik yapı malzemeleri, mobilyalar, tüketici ürünleri, oda spreyleri, temizlik ürünleri ve sigara dumanı gibi zararlı uçucu bileşen kaynaklarının bertarafını ikincil bir kirlilik oluşturmadan gerçekleştirmek gerekir. Noor Technology tarafından üretilen hava temizleme cihazları ortamda, ikincil kirlilikler bırakmadan havadaki mikrop ve bakterilerin %99’unu yok etmektedir.
HAVATEMİZLEME CİHAZLARINDA FOTOKATALİZ TEKNOLOJİSİ DEVRİ
Geleneksel yöntemlerle oluşturulmuş hava temizleme cihazlarında organik/inorganik zararlı maddelerin filtreler üzerinde birikmesi mümkündür. Bu durum filtrede ve ortam koşullarında zararlı mikroorganizmaların oluşmasına ve artmasına katkıda bulunur. Bu sebeple hava arıtım cihazlarındaki filtreler yeni bir kontaminasyon kaynağı haline gelir. Filtre verimliliği azalır ve filtrelerde bozulmalar meydana gelir. Fotokataliz teknolojisi, hava arıtım cihazlarındaki geleneksel yöntemlerin aksine kirliliklerin filtreler üzerinde tutunmasına engel olarak, kirliliklerin en az zararlı bileşenlerine kadar parçalanmasına yol açar. Böylece ikincil bir kirlilik kaynağı oluşturulmadan filtrelenen havanın temiz kalması sağlanır.
Noor Technology ortamdaki zararlı gazların atık yan ürün oluşturmadan giderilmesini amaçlıyor. Bu amaç doğrultusunda çalışmalarına her gün devam eden marka, fotokatalitik özellik sağlayan hava temizleme cihazlarının üretimi konusunda uzmanlığını arttırıyor. Fotokatalitik maddelerinin en önemli özelliğinin görünür ışık ya da UV ışık yardımı ile geride zararlı madde bırakmadan organik bileşikleri parçalamak olduğunu belirten Noor Technologies mühendisleri, günümüzde genelde deneysel aşamada kullanılan malzemelerin yüksek aktiflik, uzun ömürlü kullanım ve yüksek düzeyde temizleme özelliği göstermesi için optimizasyonu ve karakterizasyonu üzerinde çalışmalarına devam ediyor.
LED IŞIK KULLANIMIYLA EKOLOJİYE KATKI
Noor Technology kurucusu olan girişimci Giuliano Regonesi hava temizleme cihazları fikrinin ortaya çıkış sürecini şöyle anlatıyor; “Yola çıktığımızda artık hepimizin, günümüzün çoğunu evde geçirdiğimiz gerçeğini düşünerek işe başladık. Evlerden işyerlerine, okullardan, ofislere ve restoranlara geçerek hizmet alanlarımızı arttırdık. Özellikle bu dönemde hava sanitasyonunu garanti etmenin birincil gereklilik olduğu tüm yerler için dezenfeksiyon çözümleri üretmeye başladık.
Amacımız insan sağlığına zararlı mikrop ve bakterilere karşı etkili ve verimli çözümler bulmak ve diğer yandan sürdürülebilir bir maliyete sahip olmaktı. LED ışık kullanımı sayesinde ürünlerimiz tamamen ekolojik. Çevresel sürdürülebilirlik bizim için, araştırma aşamasından itibaren ele alınan en temel unsurdu. Örneğin amiral gemisi ürünümüz Steril Tube tamamen alüminyumdan yapılmıştır ve plastik içermiyor”
NOOR TECHNOLOGY KİMDİR?
İtalyan girişimci Giuliano Regonesi’nin yenilikçi fikirleri, uzman biyolog ve mühendis ekibinin tutkusu ve COO Gabriele Regonesi’nin yönetim becerilerinin birleşimi ile sürekli genişleyen Noor Technology şirketi her bir bireyin sağlığını ve huzurunu garanti altına almak için sürekli araştırmaya dayanarak dezenfeksiyon ürünleri geliştiren ve üreten bir markadır.
Çok sayıda son teknolojiye sahip laboratuvarlar ve tanınmış uluslararası üniversitelerle iş birliği sayesinde sürekli olarak yeni teknolojilerin araştırılması ve geliştirilmesiyle meşgul olan şirket her zaman ürün kalitesine ve müşteri memnuniyetine odaklanmıştır. Çok sayıda faydaya sahip, kimyasal maddeler içermeyen, tüm mikroorganizmalara karşı işlevsel, insan ve çevre için güvenli olan etkili bir dezenfeksiyon yöntemi olan UV-C kullanımı yoluyla yenilikçi çözümlerin geliştirilmesi üzerine yoğunlaşan Noor Technology, tüm dünyada tanınan üniversiteler ve önemli enstitülerle yaptığı iş birliği sayesinde, yönteminin ve sanitasyon cihazlarının etkinliğini garanti etmesini sağlayan sertifikalar almıştır.
NOOR Technology, Dünya çapında 100’den fazla çalışanıyla, sağlam ve yenilikçi bir ekibin sürekli taahhüdü sayesinde, her ihtiyaç için özel olarak hazırlanmış geniş bir ürün yelpazesiyle İtalya ve Türkiye’de faaliyet gösteriyor.
İkinci El “Premium Otomobiller” İçin İkinci İhale 24 Mart’ta Son kullanıcı da ihale sisteminden yararlanabilecek
2plan İcra Kurulu Başkanı Orhan Ülgür, Borusan Araç İhale ile yakaladıkları sinerjiyi devam ettirdiklerini ve yeniden çok özel bir ihale gerçekleştireceklerini belirterek “İlk ihalede 60 adet birbirinden değerli premium ikinci el otomobil için kıyasıya rekabet yaşanmıştı ve toplam değeri 23 milyon lirayı bulan 25 araç satılmıştı. Ocak ayında yapılan bu ihaleye beklenenin üzerinde yüksek katılım olmuştu. Bu kez de daha fazla katılımcı olacağını öngörüyoruz. Bu nedenle davetli sayımızı sınırlı tuttuk. Borusan Araç İhale ile birlikteliğimiz ile gelen tecrübe ve güven buluşması müşterilerimize fayda sağlayacaktır. Markadan bağımsız çok sayıda ikinci el lüks otomobilin satışa çıkacağı yeni ihalemizde de müşterilerimize kolay, güvenilir, alternatif bir satın alma deneyimi yaşatacağız ‘ihale’ sistemiyle ilk kez son kullanıcıya yönelik düzenlenen etkinliklerimizde, davetliler hayal ettikleri otomobile alışılmışın dışında bir formatta kıyasıya rekabetle ulaşabiliyor” dedi.
Bulunurluk sıkıntısı, tüketiciyi ikinci ele yönlendirdi
Borusan Araç İhale Genel Müdürü Sinan Barutçuoğlu ise premium sınıf araç alan müşterilerin araç alma deneyimi konusunda farklı beklentilerinin bulunduğunun altını çizerek “2022 yılının ilk fiziki ihalesini gerçekleştiren iki güçlü marka Borusan Araç İhale ve 2plan olarak, etkili iş birliğimizi senenin ikinci premium otomobil ihalesine taşıyoruz. Şu anda sıfır otomobildeki bulunurluk sıkıntısı, premium araç segmentinde de ikinci ele yönelimi beraberinde getiriyor. Gerçekleştireceğimiz yeni ihale, bu doğrultudaki talebe tam olarak hitap ediyor. Sene içerisinde yeni organizasyonlarla her iki kurumun gücünü ve farkını kullanıcılara yaşatmaya devam etmek istiyoruz” diye konuştu.
Pandemi nedeniyle globalde konteyner maliyetlerinin 10 kattan fazla arttığını anlatan Tırport Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Akın Arslan, ülkemizin konumu nedeniyle bulunduğu coğrafyanın lojistik ve üretim üssü olabileceğini kaydederek, şunları söyledi:
“Dünya ekonomisi pandeminin gölgesinde zor bir iki yılı geride bıraktı. Örneğin, Çin ve Doğu Avrupa arasındaki konteyner maliyetleri 10 kattan fazla arttı. Artan maliyetler ve tedarik kriziyle birlikte, yeniden beliren üretim ve lojistik üs fırsatlarını Türkiye olarak iyi değerlendirmeliyiz. Türkiye, Batı ile Doğu arasında son derece stratejik bir konumdadır ve dünyanın en nitelikli tüketim pazarı konumunda olan Avrupa’nın hemen yanındadır. Çin’den 4 haftada Avrupa’ya ulaşabilen bir konteyner, Türkiye’den Avrupa’nın en uç noktasına, gümrük geçişleri hızlı olabilse 3-5 günde gidebiliyor. Türkiye’den, 64 ülkeye ve 2,5 milyar nüfusa sadece 4 saatlik bir uçuş ile ulaşılabilmektedir. Kısaca, Türkiye olarak, Doğu Avrupa ile Çin arasındaki hatta Kuzey Lojistik Koridoruna hükmetme ve orta lojistik koridorunun tam merkezinde yer almamız sebebiyle, ülke olarak bulunduğumuz coğrafyanın lojistik ve üretim üssü olabiliriz. Dünyadaki en nitelikli tüketim coğrafyası olan Avrupa’nın bir parçası olmamız sebebiyle, önümüzdeki 15 yıl içinde en az 1 trilyon dolarlık ilave bir üretimi ülkemize çekebiliriz. Bu anlamda özellikle, İzmir, Mersin, Adana, Antakya, Gaziantep’in aralarında bulunduğu illerimiz global yatırımcıların radarına girmiş durumdadır.” dedi.
Hayatının Zirvesinde Dengeni Bulmaya Hazır Mısın?
Yaşar Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Topluluğu tarafından bu yıl 7.’si düzenlenen Zirve’22 Denge Etkinliği, 5 ve 6 Mart tarihleri arasında, Yaşar Üniversitesi Bornova Selçuk Yaşar Kampüsü’nde yapıldı. Alanında başarılı ve öncü olan iş insanları tecrübeleriyle “Hayatının Zirvesinde Dengeni Bulmaya Hazır Mısın?” etkinliğinde “Denge”yi anlattılar. Değişimin dokunduğu her şey, ekonomiden topluma, eğitimden sağlığa, eğlenceden finansa, yatırımdan tatil anlayışına kadar dönüşüyor ve bu dönüşüm içinde Denge’nin nasıl sağlanacağı masaya yatırıldı. Fırsat buldukça genç üniversiteli öğrencilerle buluşmaya ve tecrübelerini aktarmaya gayret ettiğini anlatan Tırport Başkanı Dr. Akın Arslan, yıllarca öğretim üyeliği yapan bir girişimci olarak tecrübe aktarımlarını önemsediğini ve değerli bulduğunu açıkladı.
Hayattaki en önemli metaforlardan birisinin, sürdürülebilir denge ve değişen koşullara uyum sağlayabilme olduğunun altını çizen Dr. Akın Arslan, şunları anlattı: “Çevreden insana, iş hayatından ekonomiye çevremizdeki hemen her şey baş döndürücü bir hızla dönüşüyor. Son 30 yılda üretilen bilgi, ondan önceki 5 bin yılda üretilen bilgiden daha fazladır. Önümüzdeki 5 yılda üretilecek bilgi ise, geçmiş 30 yılda üretilen bilgiden üssel katlarla fazla olacaktır. O zaman esas kavram; sürekli öğrenme ve sürdürülebilir yaşamsal denge olarak karşımıza çıkacaktır. Y ve Z kuşaklarının alışkanlıkları ve beklentileri, birçok alanda bizim kuşakların beklentileriyle örtüşmeyebiliyor. Ayrışmak yerine, Z ve Alfa kuşaklarının beklentilerini de dikkate alacak şekilde dönüşmek çok daha değerli bir sinerjinin ortaya çıkmasına fırsat verecektir.” diye konuştu.
Tırport, 1.5 milyon kamyoncunun bir numaralı yük vereni olacak
Dünyada lojistik sektörünün bir yandan hızla büyürken, diğer yandan hızla dijitalleştiğini kaydeden Dr. Akın Arslan, şunları söyledi: “Avrupa’nın ve bölgenin sayılı dijital lojistik platformlarından birisi haline gelen Tırport, lojistik yönetiminin uçtan uca dijital olarak yönetilmesini sağlıyor. Halen Türkiye dahil 7 ülkede, 6 farklı dilde, tüm dijital platformlarda (iOS, Android, web) faaliyet gösteriyor. Tırport, 5 yıl içinde Doğu Avrupa-Çin arasındaki Kuzey ve Orta Lojistik Koridorunun 1 numaralı dijital lojistik aktörü olmayı, bölgedeki 1.5 milyon kamyoncuya “Operated By Tırport” konsepti ile ev sahipliği yapmayı ve bu koridorda günlük 100 binin üzerinde FTL/LTL taşımayı yönetmeyi hedefliyor.” dedi.
Zirve’22 Denge Etkinliğinin konuşmacıları arasında, Tırport Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Akın Arslan, Microsoft Orta Doğu ve Afrika Bakım Destek Çözümleri Grup Lideri Berna Yıldız, Boyner Büyük Mağazacılık Giyim Dışı & Ayakkabı & Çanta kategorileri Genel Müdür Yardımcısı Dilek Çağlayan Değirmenci, Pınar Süt Genel Müdürü Gürkan Hekimoğlu, CTech Bilişim Kurucu Ortağı ve Genel Müdür Yardımcısı Faruk Sarı, Havas İstanbul Ceo’su Cüneyt Devrim, Coca Cola CCI COO Tugay Keskin, L’Oreal Profesyonel Ürünler Genel Müdürü Volkan Yıldız, Uzman Psikolog Onur Gürsoy, Fersan Ceo’su ve İcra Kurulu Başkanı Gürhan Güven, Design Thinking & Networking Workshop’tan Can Güvenir yer alarak, üniversite öğrencileriyle tecrübelerini ve vizyonlarını paylaştı.
Renay Onur ile Spor ve Gönüllülük Sohbeti!
Toplumda aktif yurttaş katılımını arttırmak amacıyla “Farkındalık Seminerleri” düzenleyen Gönüllü Okulu, bireylerin farkındalıklarını hayata geçirebilmek için hem bireysel hem de sosyal açıdan güçlendirilmelerine yönelik çalışmalar yapıyor.
Bunlardan biri de, Renay Onur ile “spor ve gönüllük” üzerine gerçekleşecek sohbet. 22 MART 2022 SALI 21.00-22.00 Saatleri arasında yapılacak Spor ve Gönüllülük Sohbeti ile “Gönülsüz Spor olur mu?” sorusuna yanıt aranacak. Katılımcılar, bir yandan gönüllü kültürünün her alanda hala çok düşük olduğu ülkemizde gönüllülerin, gönüllülüğün sporda ve spor etkinliklerindeki önemini ve bu alanda İBB Spor İstanbul’un neler yaptığını öğrenirken, diğer yandan Sporun, gönüllünün ve gönüllülüğün hayat ve sağlık için önemini düşünüp anlama fırsatı elde edecek.Toyota Yenilikçi Teknolojiler İçin Üniversitelerle İşbirliği Yapacak
Toyota, yenilikçi teknolojinin topluma uygulanması, dijital dönüşümlerin hızlanması ve karbon nötr girişimlerin desteklenmesi adına yeni bir girişim daha başlattı.
Toyota, Advanced Technology Acceleration Corporation (ATAC) ile araştırma ve geliştirme çalışmalarına katkı vermek adına ortak bir girişimin startını verdi. Mayıs 2021’de kurulan Innovative Technology Acceleration Platform (ITAP), yani Yenilikçi Teknoloji Hızlandırma Platformu sıra dışı teknolojilerin uygulanması ve yeni teknolojilere ilham olmak adına çalışmalar yürütecek.
ATAC yeni teknolojilerin ticarileştirilmesini, yeni girişimlerin geliştirilmesini sağlarken aynı zamanda endüstri-akademi işbirliklerinin yapılmasını da gerçekleştiriyor. Mobilite ve ötesinde teknolojik araştırmalar yürüten Toyota’nın ortak girişimi ITAP da, iki şirketin yenilikçi teknolojilerin keşfi, sosyal hayata uygulanması ve ticarileştirilmesi adına daha dinamik bir destek verilmesini sağlayacak. Bu işbirliği aynı zamanda iki şirketin bağlantılarını ve bilgi birikimini harmanlayacak.
Platformun en dikkat çekici yanlarından biri, üniversitelere, araştırma kuruluşlarına ve teknoloji girişimlerine destek sağlaması olacak. ITAP karbon nötr, materyaller, robotlar, enerji, çip, yapay zeka ve dijital dünya dahil olmak üzere geniş bir alanda çalışmalar gerçekleştirecek.
İşbirliği kapsamında Toyota ve ATAC, Tokyo Üniversitesi Mühendislik Okulu, Tokyo Teknoloji Enstitüsü ve Nagoya Üniversitesi ile teknoloji geliştirme konusunda bir anlaşma da imzaladı.
Otomotiv Kredi Stoku 100 Milyar TL’yi Geçti
Bireysel ve ticari kredi stoğu 2021 yılında bir önceki yıla göre yüzde 37 oranında büyüyerek toplam 4 Trilyon 901 Milyar TL büyüklüğe ulaşırken otomotiv kredileri stoğu ise yüzde 55 oranında artarak 104 Milyar 688 Milyon TL olarak gerçekleşti.
“Bireysel Kredilerin yüzde 45’i Finansman şirketlerinden”
2021 yıl sonundaki 104 Milyar 688 Milyon TL’lik kredinin yüzde 23’ünün bireysel otomotiv kredisi olduğunu belirten ALJ Finans CEO’su Betügül Toker “2021 yılında bireysel otomobil kredileri stoğu 24 Milyar 2 Milyon TL, ticari otomobil kredileri stoğu ise 80 Milyar 686 Milyon TL olmak üzere toplam 104 Milyar 688 Milyon TL olarak gerçekleşti. Toplam otomotiv kredileri stoğunun yüzde 36’lık dilimi finansman şirketleri tarafından sağlandı. Bireysel otomotiv kredilerinde ise bu oran yüzde 45 olarak gerçekleşti.” şeklinde değerlendirdi.
“Kredilendirdiğimiz her dört araçtan biri hibrit”
ALJ Finans’ın 2021 yılını da değerlendiren Toker “2021 yılında finansman şirketleri otomotiv kredi stoğu yüzde 38 büyürken ALJ Finans’ın kredi stoğu yüzde 56 oranında büyüdü; 2020 yıl sonunda yüzde 4.5 olan pazar payı 2021 yıl sonunda yüzde 5.03’e yükseldi. Yeni verilen krediler bazında ise ALJ Finans olarak 2021 yılında, yeni kredi üretim hacmimizde bir önceki yıla göre yüzde 64’lük, yeni kredi üretim adedinde ise yüzde 19’luk bir artış yakaladık. Kredi üretim hacmimizin yüzde 60’ı ikinci el araç kredileri için gerçekleşirken yüzde 20’si yeni araç kredileri, yüzde 20’si ise stok finansmanı oldu. Gelecekte içten yanmalı motorlu otomobillerin yerini alması beklenen hibrit ve elektrikli otomobillerin ALJ Finans yeni araç kredilerindeki payı da artıyor; 2021 yılında kredilendirdiğimiz her dört araçtan biri hibrit. Yeni araç kredilerinde ortalama kredi tutarı 144 bin seviyelerindeyken ikinci el araç kredilerinde 93 bin seviyelerinde gerçekleşti. Kredi vadesi olarak ortalamada 33 ay seviyeleri tercih edildi.” dedi.
“Kredi portföyümüzün yüzde 50 seviyesinde büyümesini hedefliyoruz”
Toker 2022 hedeflerinden ise “2022 yılı, müşteriyi odağımıza alarak büyümeyi hedeflediğimiz bir yıl. Bayi ağımızın yanısıra müşteri verisini etkin bir şekilde kullanarak müşteri ihtiyacını müşteriden önce anlayıp proaktif çözümlerimizle kişiye özel deneyim sunan bir şirket olacağız. Saha yetkinliğimizi artırmak ve gerekli otomasyonları ihtiyaçlar çerçevesinde geliştirmek için teknolojik yatırımlarımızı yapmaya devam ediyoruz. Veri ve teknoloji en güçlü kasımız olacak. Araç satışlarına baktığımızda ikinci elde 1.5 milyonun üzerinde binek ve hafif ticari aracın online araç pazarında satıldığını görüyoruz. Bu anlamda dijitalleşme bizim gibi kredi sağlayan kuruluşlar için oldukça önem arz ediyor. Dijitalleşen hizmet yapımız, güçlü teknolojik altyapımız ve odağımızda müşteri ile sektörün en hızlı ve en dinamik finansman şirketi olmayı planlıyoruz. 2022 yılı için kredi portföyümüzün yüzde 50’nin üzerinde büyümesini öngörüyoruz. Sektörün en düşük takipteki alacak rasyosu ile çalışan şirketlerinden biri olarak büyüme ile beraber karlılığımızı da önceki yıllarda olduğu gibi önemli ölçüde artırmayı hedefliyoruz.” şeklinde bahsetti.
Doğal taş sektörü Afyon ve Muğla’da iş sağlığı ve güvenliği için buluşuyor
“Önce İnsan” sloganıyla hareket eden, doğal taş sektöründe iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini en üst seviyeye çıkarmayı hedefleyen Ege Maden İhracatçıları Birliği, Doğal Taş madenciliği sektöründe iş kazalarını önlemek için “İş Sağlığı ve Güvenliği Odaklı Faaliyetlerin Geliştirilmesi” isimli Avrupa Birliği projesi kapsamında eğitim programları serisi başlatıyor.
Doğal taş firmalarının işveren, İSG uzmanları ve çalışanlarına verilecek, “İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimi”nin ilki 18-19 Mart 2022 tarihlerinde Ege Maden İhracatçıları Birliği’nin en fazla üyesinin bulunduğu mermerin başkenti Afyonkarahisar’da gerçekleştirilecek.
Ege Maden İhracatçıları Birliği’nin “İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimi”nde ikinci durağı ise; 21-22 Mart 2022 tarihlerinde Muğla olacak. EMİB, Afyon ve Muğla’yla birlikte İzmir, Balıkesir, Bilecik, Denizli, Burdur ve Antalya olmak üzere 8 ilde eğitim planlıyor.
İş ve işçi sağlığına, iş ve işçi güvenliğine azami özen gösterilmesi gereken bir iş kolu olduklarını söyleyen Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı Mevlüt Kaya, Projede, Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği Bölümü’yle ortak hareket ettiklerini belirtti.
“Sürdürülebilir Madencilik için insan kaynağının sürdürülebilirliğini çok önemsiyoruz” diyen Kaya, “Eğitimlere başlamadan önce 15 firma temsilcisiyle, AB ülkelerinin mermer sektöründeki İSG uygulamalarını yerinde görmek için İtalya Carrara’da açık ve kapalı mermer işletmelerine 4 gün boyunca teknik gezi düzenledik. İtalya Carrara ocaklarında incelemeler yaptığımız ve İtalya iş güvenliği ve işçi sağlığı enstitüsünden mevzuatları hususunda bilgi aldığımız gibi, iş sağlığı ve güvenliği konularında çok önemli bilgilere ulaştık. Proje kapsamında halen faaliyet gösteren 2 bölgedeki farklı özelliklerde ocak işletmelerinde proje teknik çalışmalarını genele bilgi vermek için sürdürüyoruz. Doğal taş sektöründe iş sağlığı ve iş güvenliği konularında farkındalığı artırmayı amaçlıyoruz” dedi.
Türkiye’de doğal taş madenciliği sektöründe iş sağlığı ve güvenliğinin Avrupa Birliği ülkeleri düzeyine yükseltilmesini amaçladıklarının altını çizen Kaya, “Doğal taş madenciliği sektöründe koruyucu sağlık ve güvenlik kültürünün geliştirilmesini amaçlıyoruz. Aynı zamanda sektörümüzde üniversite-sanayi iş birliğinin artırılması da bir diğer ana hedefimiz. Sektörümüzde insan kaynağı ve sürdürülebilirlik aynı madalyonun iki yüzü gibi. Kapsayıcı ve sürdürülebilir ekonomi için her iki faktör de oldukça önemli. Biz projemizle Türkiye’de doğal taş madenciliği sektöründe iş kazalarının ve yaralanmaların azalması, sektörün itibarının artırılması ve yeni yaklaşımların geliştirilmesini istiyoruz.”
Türkiye, kiraz ihracatında hedefe kalıntısız üretimle ulaşacak
Kiraz üretiminde dünya lideri olan Türkiye, 2021 yılında 189 milyon dolar döviz geliri elde etti. Türk kiraz ihracatçıları, Çin, Güney Kore ve Tayvan başta olmak üzere Uzakdoğu pazarına tekrar ihracat vizesi almak, Avrupa Birliği ve Rusya’ya ihracatta kâbus yaşamamak için 2022 yılını “Pestisitle Mücadele Yılı” ilan ettiler.
Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, Kuzey Yarım Kürede kiraz hasadının ilk yapıldığı Kemalpaşa’da “Kiraz Üreticileri ve İhracatçıları ile Sektörel Değerlendirme Toplantısı”nı gerçekleştirdi.
Pandemi nedeniyle uzun bir aradan sonra üreticiler, ihracatçılar ve sektörün tüm paydaşlarıyla geçen hafta Aydın Sultanhisar’da çilek için bir araya geldiklerini anlatan Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, geçen sezon Türkiye genelinde 70 bin ton kiraz ihracatı olduğunu, bu sene kiraz ihracatını hem miktar bazında artırmak istediklerini, hem de katma değeri yüksek yeni pazarlara ihracat yapmayı hedeflediklerini vurguladı.
Analizlerde pestisit tespit edildi
Tarım ürünlerinin ilaçlamasının doğru zamanda, doğru dozda, doğru alet ve ekipmanla, son ilaçlama ve hasat zamanı arasındaki süreye uygun, hedef organizmaya yönelik olarak yapılması gerektiğinin altını çizen Uçak, “Aksi takdirde yapılacak olan pestisit uygulamalarında hem insan ve çevre sağlığına zarar vermiş oluyoruz hem de ihracatımızda sorunlar yaşıyoruz. “Kullandığımız Pestisitleri Biliyoruz” projemiz kapsamında İzmir, Manisa, Aydın ve Afyonda yer alan 85 kiraz bahçesinden numuneler aldık. Maalesef, analiz sonuçlarında AVRUPA BİRLİĞİ’ne uyumsuz 5, TÜRK GIDA KODEKSİ’ne uyumsuz 13, RUSYA FEDERASYONU’na uyumsuz 13, MRL değeri tespit edildi. Bu konu hakkında üreticilerimizin daha hassas davranacağı ve kalıntı sorununu sıfıra indireceği konusunda inancımız tam” şeklinde konuştu.
Doğan: “İzmirli üretici Türkiye örnek oluyor”
İzmir’in hayvancılık, tarım ve ticaret alanlarında büyük bir potansiyele sahip olduğunun altını çizen İzmir Vali Yardımcısı Hulusi Doğan, İzmirli üreticilerin çok büyük mesafe kat ettiklerini, İzmir’deki üreticilerin çok bilinçli olduğunu dile getirdi.
Üretim teknikleri ve tarımsal faaliyetlerin çok büyük değişim gösterdiğine işaret eden Vali Yardımcısı Doğan, “İzmir bu değişimde bayraktarlık yaptı. Türkiye’nin dört bir tarafından üreticiler İzmir’e bilgi almaya geliyor. Demek ki, İzmir’in bilgi birikiminin, insan kalitesinin çok yüksek olduğunu gösteriyor. Narenciye, süt üreticileri, çeşitli birlikler İzmir’e bilgi almaya geliyor. Eskiden ne üretirseniz ister tarımda, ister sanayide satardınız, şimdi satamıyorsunuz. Şimdi pazar ne isterse onu üretmek zorundasınız. Ürünleri en az maliyetle üreteceksiniz. Toprak ve suyu en yüksek verimde kullanacaksınız. Aynı zamanda küçük üretim alanlarından çok ürün alacaksınız ve ürünün kalitesi yüksek olacak. Bir de üründe kayba tahammülümüz yok. Eskiden ürünlerin yarısını sel alırdı, yarısı pazara giderdi. Şimdi artık her ürünün en az girdi maliyetiyle pazarın istediği şekilde hazırlayacak ve hızla pazara ulaştıracaksınız* alacaksınız pazarın istediği şekilde hızla pazara ulaştıracaksınız. İzmir bu konuda da öncülük yapıyor. Fire vermeden üretim yapacaksınız. Burada pazarlama çok önemli dünya globalleşti. Kanuni Sultan Süleyman’dan daha şanslıyız. Kanuni yaz meyvesini kışın yiyemezdi. Kış meyvesini yazın yiyemezdi. Bugün tüm dünya ile rekabet ediyoruz. Kaliteli üretim ve pazarlama çok önemli hale geldi” tespitinde bulundu.
Dilber: “Erken uyarı sistemleriyle üreticiyi yönlendiriyoruz”
Tarım ve Orman Bakanlığı Bitki Sağlığı ve Karantina Daire Başkanı Ersin Dilber, Türkiye’de pestisit kalıntısıyla ilgili faaliyetleri Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından yürütüldüğünü anlattı.
Pestisit kalıntısının pek çok üründe karşılarına çıktığını anlatan Dilber, örnek çiftçilerin kültürel mücadelelerini temel alan, kimyasal mücadeleyi en aza indiren çerçevede üreticilerei bilinçlendirmek için hareket ettiklerini, Türkiye’de 4,2 milyon dekar alanda taze meyve sebze üretiminde üreticilere doğru mücadele yöntemlerini anlattıklarını dile getirdi.
Ülkemizde 5-7 bin arasında üreticiye pestisitten ari ürün ürettikleriyle ilgili belgeler verdikleri bilgisini paylaşan Dilber, “Organik tarım, iyi tarım gibi pestisit kullanımına karşı mücadele destekleniyor. Pestisit kullanımını azaltmak için biyolojik ve biyoteknik mücadele konusunda destek veriyoruz. Biyolojik ve biyoteknik mücadele yapan çiftçilerimiz farklı şekillerde destekleniyor. Üreticilerimize doğru pestisitleri kullanmaları noktasında eğitimler veriyoruz. Üreticilerimizin reçeteli ilaç kullanmaları noktasında 33 üründe reçeteli kimyasal kullanmaları için çalışmaları sürdürüyoruz. İzmir İl Tarım ve Orman Müdürümüz 50 noktada kurduğu erken uyarı sistemleriyle en doğru ilaçlama zamanını tespit etmek amacıyla hareket ediyor. Zararlıların üretim alanlarında, ürünlere zarar vermeden Müdürlüğümüz tarafından yapılan uyarılara dikkat ederseniz optimum fayda sağlarsınız. Kiraz üreticisi karnesi iyi olan bir üretici grubu. En az pestisit çıkan ürünlerden biri kiraz ürünü oldu” dedi.
Bahçe; “Bitki koruma ürünlerini bakanlık onaylı bayilerden alın”
Bitki koruma ürünlerinin tarımda kullanılmazsa ciddi verim kaybı, kullanılırsa kalıntı problemi riski barındırdığına değinen Tarım ve Orman Bakanlığı Bitki Koruma Ürünleri Daire Başkan Vekili Ümit Uğur Bahçe, ruhsatlandırma yaparken çevreye ve insan sağlığına etkisi çok az olan veya hiç olmayan, güvenli kullanıldığı zaman herhangi bir problem olmayacak bitki koruma ürünlerini ruhsatlandırdıklarını anlattı.
“AB ve G8 ülkeleri tarafından ruhsatlandırılan ürünleri ruhsatlandırıyoruz” diye konuşan Bahçe, “Piyasaya arzını yaparken de üreticilerin güvenli ürün arzı yapabilmesi açısından Bakanlıkça onaylı bayiler ve toptancılar aracılığıyla satışını yaptırıyoruz. Siz eğer bakanlıkça onaylı bayilerden bitki koruma ürünlerini alırsanız gönül rahatlığıyla satın alabilirsiniz. Bitki koruma ürünleri takip sistemi kurduk. İthalatçısından başlamak üzere, üreticilere gelene kadar karekod ile takip ediyoruz. Söz konusu sistemin daha iyi çalışması için çalışmalarımız devam ediyor. Burada Bakanlığın, toptancıların, bayilerin, üreticilerin sorumlulukları var. Üreticilere düşen, sizlerde aldığınız ürünün üzerinde karekod var mı, etiket okunabiliyor mu, bu ürünün etiket bilgileri üstünde mevcut mu, aldığınız bayi yetkili bayi midir diye kontrol etmeleri gerekmektedir. Alışveriş yaptığınız faturaları saklayınız. Geri dönük işlem yapıldığı zaman sizin ispatınız elinizdeki fatura olacak. Bitki koruma ürünlerini yetkili bayilerden alın. Uygulama yaparken tavsiye edilen doza dikkat edin. Uygulamanız gereken zamana bakın. Bunlara dikkat ettiğiniz zaman çevre ve insan sağlığına zararının olmayacağını biliyoruz” dedi.
Mustafa Özen: “Kiraz bahçelerinde kaçak yapılaşma tehdit”
İzmir’in 90 bin tona yakın kiraz üretimiyle Türkiye’de birinci olduğunu aktaran İzmir İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Özen, Kemalpaşa’nın yıllık 60 bin ton kiraz üretimiyle ilk sırada yer aldığını vurguladı.
Kuzey Yarım Küre’de ilk kiraz hasadının Kemalpaşa’da yapıldığı bilgisini paylaşan Özen sözlerini şöyle sürdürdü: “Geçen sene hasat öncesi yaptığım 90 numune çalışmasının hiçbirinde sorun çıkmadı bu güzel bir şey. Ancak, kiraz bahçelerinin içinde günden güne kaçak yapıların sayısının artması kötü bir şey. Bu dikkat etmemiz gereken bir husus. Kemalpaşa’da herkesin üzerine düşen görev kiraz bahçelerimizi kaybetmeyelim, üreticilerimizin ürettikleri ürünlerin fiyatını da ihracatta hak ettiği değerden verelim. Eğer üretimi sürdüreceksek Türkiye’de kiraz üretiminde birinci olarak kalmaya devam edeceksek, üreticilerimiz sayesinde kalacağız. Kiraz bahçeleri içinde artan kaçak yapılarla mücadele etmenizi istiyorum. Kirazın sağlıklı olması için projeler yapıyoruz, eğitimler veriyoruz. 2021 yılında kiraz üreticilerine 1 milyon 750 bin TL destek verdik. Devlet olarak, üretici olarak, ihracatçı olarak birlikteliği sağlarsak başarı gelir.”
Murat Çarkcı: “Kemalpaşa’dan 15 ülkeye kiraz ihraç edildi”
İzmir Zirai Karantina Müdürü Murat Çarkcı, ithalat ve ihracatta bitki sağlığı kontrollerini yaptıklarını, herhangi bir hastalık, zararlı var mı onların kontrolünü sağladıklarını dile getirdi. Her ülkenin taleplerinin farklılıklar gösterdiğini buna göre analizler yaptıklarını kaydeden Çarkcı, 2021 yılında Kemalpaşa’dan Kanada’dan Malezya’ya 14-15 ülkeye kiraz ihraç edildiğini, ihraç pazarlarında kalıcı olabilmek için pestisit bakımından kalıntı olmaması gerektiğinin altını çizdi.
Kemalpaşa Ziraat Odası Başkanı Bülent Oray, Kemalpaşa kirazının katma değerli olması için kiraz işleme, kurutma tesisi kurulması gerektiğine vurgu yaparken, *kaliteli ve pazarın isteğine uygun kiraz yetiştirilmesi konusunda üreticilere her anlamda destek olmaya devam ettiklerini belirtti.*Kemalpaşa Belediye Başkanı Rıdvan Karakayalı, Kemalpaşa Aşağı Kızılca’da 32 dönümlük alanda meyve işleme, kurutma, boylama tesisi kurmak için Haziran ayında tesisin temelini atacaklarını, Bağyurdu’nda kiraz borsası kurulacağını vurguladı.
Kemalpaşa Kiraz Üreticiler ve İhracatçılar ile Sektörel Değerlendirme Toplantısı’na CHP İzmir Milletvekili Prof. Dr. Kamil Okyay Sındır, Kemalpaşa Kaymakamı Musa Sarı, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cengiz Balık, Yönetim Kurulu Üyeleri Vural Güleç ve Mehmet Kırıcı, tarımsal kooperatif ve bitki koruma ürünleri bayi temsilcileri de katıldı.